(6762 S. K. m. 416, 417) (818 S. K. m. 162)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesi' nce verilen 26.9.2001 tarih ve 1998/1478-2001/1045 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar ve müdahil davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.3.2002 günde davacılar ve müdahiller avukatları Ş.K., A.İ.S. ile davalılar avukatları N.Y. ve B.A. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hâkimi V.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı anonim şirketin sermayesinde % 50 pay sahibi olduklarını, diğer % 50 payın da Ömer ailesine ait olduğunu, Ömer'in ölümünden sonra yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına çağrılmadıklarını, davalılara ait kumarhanelerde çalışan Ali adlı kişiyi müvekkillerinin paylarını devrettiklerine dair yönetim kurulu kararlarını imzalamaları için gönderdiklerini, müvekkilin imzalamadığını, ancak davalılardan Lütfıye'nin A. Cumhuriyet Savcılığı'nda verdiği ifadeden müvekkillerinin paylarını devrettiklerini öğrendiklerini, oysa gerçekte böyle bir devrin söz konusu olmadığını, hile veya baskı altında müvekkillerinden imzalar alındığını, hisse devir sözleşmesinde müvekkilinin imzası mevcut ise de bu imzaların formalite bir işlem için atıldığını, karşı taraf imzasını taşımayan sözleşmenin geçerli olmayacağını ileri sürerek, müvekkillerinden gaspedilen % 50 payın iptali ile müvekkilleri adına tescilini, müvekkillerinin temsil edilmediği tüm şirket kararlarının hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacılara ait % 50 şirket payının usulüne uygun imzalanan sözleşme ile devredildiğini, bu devirlerden sonra payların çok el değiştirdiğini, yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın süresinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Müdahiller vekili, dava konusu pay senetlerinin müvekkillerine devredildiğini ileri sürerek, davalılar yanında davaya katılmak istediğini bildirmiş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflarca sunulan kanıtlara göre davalıların dayandığı "anonim şirket pay sözleşmesi" başlıklı 15.3.1996 tarihli 3 adet belgede pay devredenin kendisine asaleten ve çocukları Nüket ve Yaşar'a vekâleten davacı Yaşar olduğu, söz konusu belgelerin 3'ünün de fotokopi olup, devralan kişilerin imzalarının bulunmadığı, dava tarihi itibarıyla Ömer'in ölü olduğu için dinlenmediği, Süleyman'ın savcılıktaki ifadesinde, böyle bir pay olmadığını bildirdiği, davacı Y Yeşim imzasını kabul etmediğinden belge asıllarının sunulması için verilen 30 günlük kesin sürede davalı tarafça belge asıllarının ibraz edilmediği, fotokopi belgeler üzerinde imza incelemesi yapılamadığı gibi fotokopi belgenin imzayı lehine kullanmak isteyen taraf lehine yorumlanamayacağı, davacıların genel kurullara çağrıldığına dair belge sunulmadığı, davacılara ait payların ana sözleşmeye aykırı şekilde devrini öngören sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu geçersiz işlemlerden sonra davalı şirket ortakları ve müdahillerin yaptıkları tüm işlemlerinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ve müdahiller vekilleri temyiz etmişlerdir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dışı anonim şirketin münferit pay senedi haline dönüştürülmemiş, yani ihraç edilmemiş nama yazılı "çıplak pay"larının BK'nun 162 ve devamı maddelerine göre devirlerinin gerçekleştirilmesi gerekli olup, dosyadaki bilgi ve belgelere nazaran, böyle bir devrin gerçekleştiği belge asılları ile kanıtlanamadığı gibi, TTK'nun 416 ve 417. maddeleri hükümleri uyarınca, devrin şirket yönetim kurulunca gerekli nisapla onanarak pay defterine kayıt kararının mevcudiyeti de belirlenememiş olması karşısında, böyle bir devrin anonim şirkete karşı hüküm ifade etmemesi nedeniyle temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ve müdahiller vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun görülen kararın ONANMASINA, 250.000.000.- TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000.- TL temyiz ilam harcının temyiz eden müdahiller ve davalılardan alınmasına, 26.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy