(1163 S. K. m. 11)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 2.6.2000 tarih ve 2000/179-2000/509 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin U. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden haksız yere çıkarıldığını ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının uyarılara rağmen ödentilerini yerine getirmediği için üyelikten çıkarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, kooperatif genel kurulunun ihracı onamasının ise yeniden süre yaratmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yönetim kurulu ihraç kararı sonrasında yapılan genel kurulda ihraçların görüşülmesinin önceki yönetim kurulu kararını onaylama mahiyetinde olduğu için üyeye yeni bir hak yaratmayacağı gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine dair hüküm kurulmuştur.
Davacının 10.11.1999 tarihli yönetim kurulu kararıyla ihraç edildiği, bu kararın yazı ile davacıya 13.11.1999 günü bildirildiği, bu bildirimden sadece bir hafta sonra yapılan genel kurulda ihracın kendiliğinden görüşülerek ihraçların kabulüne dair şahsi nitelikte kararların alındığı, bu kararların ihraç edilen üyelere tebliğ edilmediği ve davacının ilk ihraç kararının bildiriminden itibaren üç aylık sürenin geçmesinden beş gün sonra; ancak genel kurul ihraç kararından itibaren ise üç aylık sürenin dolmasına daha iki gün kala eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. İhraç kararı gündemde dahi yer almaksızın bu kadar kısa süre içinde kendiliğinden genel kurulca görüşüldüğüne göre, davacının ihraç kararına karşı genel kurula getirmeye sahip olduğu itiraz hakkının bu şekilde cevaplandığının, davacıya, ihraç kararına karşı bundan sonra sadece mahkemede dava açma hakkının bırakıldığının ve sözü edilen şahsi nitelikteki genel kurul kararının tebliğinden itibaren ihraç kararının iptali konusunda dava açmak için üç aylık sürenin yeni baştan hesaplanması gerektiğinin kabulü somut olayın niteliğine uygun düşecektir.
Mahkemece, davanın genel kurul kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığının kabulüyle, davadaki diğer hususların halli konusunda inceleme ve işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy