(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 20.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.9.2001 tarih ve 2001/384-595 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortasının yapıldığını, meydana gelen kaza nedeniyle, icra takibi ve dava neticesinde ödeme yaptıklarını, davalının yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, limitlerinin 100.000.000.TL. olduğunu, ödeme emrinde borcun sebebi ve poliçe numarası bildirilmemiş olması nedeniyle borca itiraz edildiğini, 25.6.1998 tarihinden itibaren temerrütleri bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, poliçe limitinin 250.000.000.TL. olduğu, davacının ödediği tutarın tartışmasız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 232.620.000.TL. asıl alacak ve 25.6.1998 tarihinden itibaren reeskont faizi üzerinden devamına %40 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin icra takibinde talep ettiği yasal faizin takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 3095 sayılı kanunun 4489 sayılı yasa ile değişik 1.maddesinde açıklanan kısa vadeli kredi işlemlerinde uygulanan reeskont oranı olduğu ve mahkemece hükmedilen reeskont faizinin de bu talebi kapsıyor bulunmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta vekili, cevap dilekçesi ile ibraz ettiği poliçede limitlerinin 100.000.000.TL. olduğunu savunmuş, davacı tarafından ibraz edilen poliçede ise davalı sigorta şirketinin limitinin 250.000.000.TL. olduğu ileri sürülmüştür. Her iki poliçede aynı araca ait olup, limit, sigortalı ve başlangıç tarihleri itibariyle farklılık arzetmesi nedeniyle, geçerli sigorta poliçesinin hangisi olduğu araştırılarak davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı sigorta şirketi zorunlu trafik sigorta poliçesini tanzim etmiş olup, poliçe de belirlenen limit ile sınırlı olarak ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür. Özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan böyle bir davada alacağın saptanması kusur ve hasar açısından incelemeyi ve hakimin taktirini gerektirmekte olduğu gibi, somut olayda davacıya karşı açılan ve karara bağlanan önceki davada davalı sigorta şirketi taraf olmayıp, verilen karar davalı sigorta şirketi açısından kesin hüküm teşkil etmez ve kesinleşmiş bir alacak miktarı olarak da değerlendirilemez. O halde, gerek icra takibi tarihinde, gerekse dava tarihinde tazminat alacağı henüz likit değildir. Bu durumda, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulü doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 8.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy