(1086 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.4.2001 tarih ve 1996/407-2001/412 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin işlettiği pansiyonda tüpgaz kaçağından meydana gelen patlama sonucu çıkan yangında 614.250.000-lira hasar oluştuğunu, davalılardan A..... A.Ş.nin markasını taşıyan tüpün, bayii olan diğer davalının dava dışı elemanı tarafından iyi takılmaması sonucu sızan gaz kaçağının yangına neden olduğunu, davalı A..... A.Ş.nin dava dışı sigorta şirketince bir bölüm zararın karşılandığını ileri sürerek, bakiye 550 milyon liranın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, yangının tüpten meydana gelmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davacının kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için gerekli talimat masraflarını yatırmadığı gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, tarafların birine HUMK'nun 163. maddesi uyarınca, kesin süre verilirken yerine getirilmesi istenilen hususa uyulmaması halinde mahkemece, ne gibi bir işlem yapılacağının bilinmesi bakımından kesin sürenin sonuçlarının da ara kararında açıkça belirtilmesi ve sonuçların ilgili tarafa hatırlatılması gerekmektedir.
Somut olayda, 30.11.2000 tarihli oturumda bilirkişi incelemesi için talimat giderlerinin yatırılması bakımından davacı vekilince 20 günlük kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı belirtilmiş ise de, bu sonuçların neler olduğu ara karara yazılmamış, dolayısıyla hatırlatıldığı belirtilen sonuçların neler olduğu ve gerçekten davacıya hatırlatılıp, hatırlatılmadığı denetlenememiştir.
Bu durumda, bu ilkelere uygun bir kesin süre verilmediği halde, yazılı gerekçelerle davanın reddi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy