(2004 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.09.2001 tarih ve 2000/889-2001/984 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.03.2002 günde davacı avukatı Özlem Özkan Uras ile davalı avukatı Mustafa Özel gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin mülkiyet altındaki taşınmazın eski maliklerince davalıya ipotek olarak teminat gösterildiğini, ipoteğin 1. derece 1.sırada ve 30 milyar bedelli maksimal teminat olduğunu, bankaca ipoteği veren için 35.000.000.000 liralık ölüm sigortası yaptırıldığını, daha sonra kredi borçlusu aleyhindeki icra takibinin kesinleşmesiyle taşınmazın satışa çıkarıldığını, ipoteği verenin 05.01.2000'de ölümüyle sigorta tazminatının mahsubu sonrası kalanın ödeneceği bildirilmesine karşın taşınmazın 18.02.2000'de 31.750.000.000 liraya satıldığını ve ölüm tazminatını da tahsil ederek 64.192.690.000 lirayı zimmetinde bulundurduğunu, oysa davalının sigortadan olan alacağının rizikonun bildirilmesinden itibaren beş günün sonunda muaccel hale gelmekle 22.02.2000'de ölüm tazminatını alacağından mahsup ederek kalanı dosyadan çekmesi ve geri kalan taşınmaz sahibi olan müvekkiline ödemesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 15 milyar liranın 10.03.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi teminatı ipoteğinin paraya çevrilmesi yolundaki takip aşamasında taşınmazın davacıya satılması üzerine takibin davacıya yöneltildiğini, ihalenin kesinleşmesiyle 10.03.2000'de 28.812.560.000 lira tahsil edildikten sonra kalan riskin sigorta tazminatından düşürüldüğünü ve bakiye 10.982.819.652 liranın ölen eski malikin mirasçıları adına bekletildiğini, ipotekli taşınmazın devralan maliki olan davacının sigorta tazminatı üzerinde hakkı bulunmadığını istenilen faiz oranının sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya taşınmazı devredenin hem sözleşmenin kefili hem de ipotek teminatı veren kişi durumunda olduğu, İİK'nun 45. maddesi uyarınca alacağın rehinle temin edilmesi halinde öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulması gerektiği, davalının da hem ipotek hem de kefalet hükümlerinden yararlanabileceği, davalı işlemlerinin bankacılık ve icra hukuku ilkelerine uygun olduğu, ölen eski taşınmaz malikinin davalı ile olan sözleşme dışında üçüncü kişi olmasından dolayı ölüm tazminatından yararlanamayacağı, taşınmaz ipoteği ile yükümlü olarak satın alan davacının iddialarının dayanaksız olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy