(6762 S. K. m. 1301, 1299) (2918 S. K. m. 98, 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.2.2001 tarih ve 2000/1359-2001/196 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca 18.6.1999 günü tam kusurla çarpması sonucu oluşan 119.120.000-lira hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın olay tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, davadan önce başvuru yapılmadığından, dava tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebileceğini savunmuştur.
Diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın 29.7.1999 ödeme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan sigorta vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 1301. maddesi uyarınca açılmış kasko rücu davasıdır.
Somut olayda, davacının davadan önce davalılardan sigortadan ödeme talebinde bulunduğuna ilişkin dava dilekçesinde iddia yer almakta ve dosyada ihtar yazısı bulunmakta ise de, tebliğ belgesine rastlanmamıştır. Bu durumda; mahkemece, başvurunun tebliğine ilişkin belge davacı taraftan istenmek, ibraz edildiğinde TTK. nun 1299, 2918 sayılı KTK. nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın 12. maddesi uyarınca tebliğ tarihine 8 iş günü ilave edilerek tespit edilecek tarihten, (bu tarih, davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihinden önceye ait ise davacı sigorta yönüyle sebepsiz zenginleşme meydana gelmemesi bakımından ödeme tarihinden), tebliğ kanıtlanamazsa dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken, bu olasılıklar üzerinde durulmadan bu tür davalarda ancak, sürücü ve malik olan diğer davalı bakımından uygulama yeri olan ödeme tarihinin, davalılardan sigorta bakımından da faize başlangıç olarak alınması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalılardan sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 8.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy