(5846 S. K. m. 2, 13) (6762 S. K. m. 57) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.09.2001 tarih ve 2001/743-166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından uzun yıllardan bu yana üretilmekte olan süper tirajlı kilit olarak tanımlanan kilitlerin üretildiğini, müvekkilinin kilitlerde sınai model ve tasarım hakkı sahibi, kilitlerin ambalajlarında ise endüstriyel tasarım hakkı sahibi olduğunu, bu hakların 5846 sayılı FSEK7nun 2/3 ve 13. maddesi ile koruma altında olmasına karşın davalılarca hem kilitlerin hem de kilitlerin ambalaj malzemesi olarak kullanılan kutularının model, biçim, tasarım, boyut, renk olarak dahi aynen taklit edildiğini ve ürünlerin sadece S-O ibaresinden oluşan bir marka taşıdığını, kötü malzeme ve işçilik kullanarak müvekkilinin itibarının da zedelendiğini, davalılar eylemlerinin TTK. nun 57/3 ve 57/5 maddeleri gereğince haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin maddi kayba da uğradığını ileri sürerek, tasarım ve model haklarına yönelik haksız rekabet ve tecavüz eylemlerinin 5846 sayılı FSEK ve TTK hükümleri çerçevesinde kaldırılmasını, 20 milyar maddi ve 10 milyar manevi olmak üzere toplam 30 milyar tazminatın tahsilini, talep ve dava etmiştir.
Davalıların (ayrı ayrı) vekilleri, iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın açıldığı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile dosya gönderilmiş ise de, uyuşmazlığın 551, 554 ve 556 sayılı KHK'lerden ve FSEK'ndan kaynaklanmadığı, davacının markaya tecavüz iddiasında olmadığı, ürünlerinin taklit edilerek iltibasa neden olunduğu ileri sürülerek, haksız rekabetin önlenmesine yönelik talepte bulunduğu, bu durumda Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olarak davaya bakılamayacağı gerekçesiyle görevsizliğe, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davanın açıldığı İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 8.5.2001 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde (kararı temyiz edilen) mahkemeye gelmemiştir.
Oysa, dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip kapatılarak, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, taraflardan birinin usulüne uygun bir başvurusu olmadan, davaya bakılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy