(2918 S. K. m. 96, 110) (2004 S. K. m. 50, 67) (1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çınar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.6.2001 tarih ve 1999/79-2001/146 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracının, davalıya trafik sigortası ile sigortalı aracın çarpması sonucu hasarlandığını, davalı hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğünde takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali davasında yetkisizlik kararı verildiğini, süresinde başvuru olmadığından, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bu kez kaza yerinde bu davanın açıldığını ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, daha önce açılan itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespit edildiğini, yetki itirazında bulunduklarını, olayda birden fazla aracın zarar gördüğünü bu nedenle KTK. 96.madde hükmü uyarınca 2 yıllık sürenin geçmediğini, poliçe limiti ile sorumlu olduklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından daha önce açılan itirazın iptali davasında süresinde müracaat olmadığından açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu davanın mükerrer açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı sigorta şirketinin zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu aracındaki zararının tazmini amacıyla sigorta bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davacı, alacağının tahsili amacıyla Diyarbakır İcra Müdürlüğünde icra takibinde bulunmuş, davalı borca ve icra dairesinin yetkisine itirazında, şirket merkezlerinin Bakırköy olduğunu ileri sürerek, takibi durdurmuştur. Davacı itirazın iptali davasını Diyarbakır'da açmış mahkemece, Bakırköy mahkemesinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiş, ancak süresinde yetkili mahkemeye müracaat olmadığından bu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu kez davacı davasını kaza yeri Çınar Asliye Hukuk Mahkemesinde işbu davayı açmıştır. Davalı da yine yetki itirazında bulunmuştur.
Yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde yetkili mahkemeye gönderilmek üzere başvurulmaz ise, yetkisiz mahkemeye açılan davanın HUMK.193/4.madde hükmü uyarıca açılmamış sayılmasına karar verilir. Burada yetkisiz mahkemede dava açılması ile meydana gelen sonuçlar ortadan kalkar. Dava, yeniden harç verilerek açılabilir. Açılan dava, eski değil, yeni bir davadır. Bu halde davacı, seçim hakkını kullanarak dilediği yetkili mahkemelerden birinde davasını açabilir. Hatta yetkisiz mahkemede de davayı açabilir.
İkinci dava da, icra takibine vaki itirazın iptali davası olarak açılmış bulunmaktadır. Böyle bir davanın dinlenebilmesi için ortada yetkili icra dairesinde mevcut bir icra takibi bulunmalıdır. Davalı, icra dosyasında hem borca hem de yetkiye itiraz etmiştir. İİK.50. maddesi yetki meselesini düzenlemektedir. Aynı yasanın 67. maddesi uyarınca, alacaklıya mahkemeye ya da Mercie müracaat imkanı bakımından bir tercih hakkı tanınmaktadır. Alacaklı tercihini mahkemeye müracaat şeklinde yapmışsa artık mahkemenin hem yetki itirazını hem de borcun esasını incelemesi gerekir. Esasen mercii den daha geniş yetkili bir mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir sebep de bulunmamaktadır. Bunun dışında icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın önce mercii de halli zorunlu kılınırsa ortaya çeşitli sorunlar çıkacaktır. Çünkü alacaklının elinde mercie gitmek için yeterince belgesi yoksa önce mercie giderek yetki itirazı incelenecek bilahare dava açılacaktır. Bu işlemler hiç şüphesiz alacağın tahsilini geciktireceği gibi kötüniyetli borçlulara zaman kazandırmak için bir fırsat yaratacak her borçlu bu defa hem yetki hem de borcun esasına itiraz yoluna gidecektir. Ayrıca İİK.67. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin geçme ihtimali doğacaktır. Bütün bu hususlar dikkate alındığında, genel mahkemeye açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin icra dairesinin yetkili olup olmadığını inceleme yetkisinin de bulunduğunu kabul etmek gerekir.
O halde, mahkemenin somut uyuşmazlıkta ilk olarak, icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı incelemek suretiyle icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığına kanaat getirmesi halinde işin esasına girmesi, aksi halde icra dairesinin yetkili olmadığını belirlemesi durumunda esas hakkındaki itirazlara girişilmeksizin, yetkili icra dairesinde yapılan icra takibi bulunmaması nedeniyle itirazın iptali davasının reddine karar vermesi gerekir. Yine, Karayolları Trafik Kanunu 110. Madde uyarınca, Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi olay yeri mahkemesi olarak yetkili olsa bile, davacının ikametgahında yapılan icra takibi geçersiz olduğundan itirazın iptali davasının bu nedenle reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamakla birlikte sonuç itibariyle doğru olan kararın bu gerekçelerle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 320.000 lira harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy