(6762 S. K. m. 1292, 1281)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Akçaabat Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.7.2001 tarih ve 1999/242-2001/314 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı bulunan, müvekkiline ait aracın uğradığı 1.586.230.600-lira hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Oto Paket Sigortası Genel Şartları B.1.maddesinde belirtildiği şekilde gerekli evrak, bilgi ve belgeleri tanzim ettirmek ve gerekli tüm tedbirleri almak yerine kaza mahalline terk edip bir saat sonra tekrar geldiği, muayene saati ve alkol promil oranını havi olmayan bir alkol muayene raporu ibraz ettiğini ve bu suretle sigorta genel şartnamesindeki zorunlu koşulları yerine getirmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara dayanılarak davacının talebinde iyi niyetli olmadığı, gerekli yükümlülüklerini ve ihbarını iyi niyet kurallarına uygun olarak yerine getirmediği gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Rizikonun gerçekleşmesi halinde TTK'nun 1292. maddesinde öngörülen yükümlüklerini kasten yerine getirilmemesi hariç sigorta hakları zayi olmaz ve bu durumda hiç ihbar olmaması dahi sigortacıyı, gerçek zararı tazmin yükümlülüğünden kurtarmaz. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, doktor olan davacının, olay meydana geldiği sırada, acil bir hastaya yetişmeye çalıştığı, aracı ile yol kenarındaki kayalıklara çarptıktan sonra da aynı nedenle kaza mahallinden ayrıldığı, daha sonra geri döndüğü ve olay yerinin yakınındaki polis karakoluna müracaat ettiği, olay tarih ve saatinde alkolsüz olduğu, ayrıca davalı sigorta şirketine de ihbarda bulunduğu anlaşılmıştır. Hasarın sigorta teminatı dışında kaldığı hususu da TTK 1281/2. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilmiş değildir. Bu durum karşısında tespit edilen gerçek zarar bedeline göre davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görülen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy