(6762 S. K. m. 125, 132) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.10.2001 tarih ve 2000/1190-2001/1206 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.3.2002 günde davacı avukatı Tuna Eğrilmez ile davalı avukatı Hüseyin Mutlucan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının talebi ile müvekkilinin M/V Poncıu gemisine yakıt temin edip teslim ettiğini, davalının satış sözleşmesinin tarafı olmasına ve faturayı benimsemesine rağmen yakıt bedelini ödemediği gibi, girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin acentelik hizmeti verdiğini, acenteye karşı böyle bir dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Bozmaya uyan mahkemece, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, uyuşmazlık konusu yakıtın satımı ile ilgili davacının davalıya gönderdiği 24.6.1996 tarihli teleks mesajında yakıtın davalı şirket hesabına verileceği ifadesi mevcut ve davalı buna acenta olduğuna dair itiraz etmemiş ise de, dosyadaki belgelerden davacının, davalının acente sıfatı ile hareket ettiğini bildiği, öte yandan Pancıu gemisine teslim edilen yakıt bedeline ilişkin düzenlenen 24.6.1996 tarihli faturanın adı geçen geminin, donatan, işleten, çartererlerine hitaben düzenlenmiş olup, bunun dahi davalıyı tek başına borçlu görmediğine işaret ettiği, davalının satım sözleşmesinin doğrudan tarafı olmayıp acente sıfatı ile hareket ettiği, davacının bunu hal ve vaziyetten anlaması gerektiği, bu itibarla yakıt bedelinin davalı acenteden istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafından dava dışı M/V Pancıu gemisine teslim edilen yakıt bedelinin tahsiline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının yakıt alım sözleşmesini kendi hesabına mı yoksa Pancıu gemisi donatanı nam ve hesabına mı yaptığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki yakıt alım-satım sözleşmesinin kurulması davalının 24.6.1996 tarihli telefon/teleks siparişi ile başlamış olup, sözleşmenin yazılı olmasını amaçlayan davacının aynı tarihli teyit mektubu ile alım-satım sözleşmesinin unsurları davalıya bildirilmiştir. Davalı usulüne uygun ve 8 gün içinde bu mektuba ve faturaya itiraz etmemiştir. Teyit mektubunun içinde kullanılan "account" ibaresinden, "Pancıu gemisine davalı şirket hesabına yakıt verileceği" anlam ve sonucunun çıkarıldığı hükme dayanak yapılan bilirkişilerce de kabul edilmiştir. Sözleşmenin temeli ve odak noktası böyle kurulduğuna ve ayrıca, sözleşmeyi acente sıfatı ile bağıtladığını savunan davalının sözleşmeye itiraz veya acente olduğu yönünde bir açık beyan veya belgelere konulmuş bir şerhi olmadığına göre, artık, bir takım yan emare ve delillerden sonuca gitmek mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, sözleşmenin davalı nam ve hesabına kurulduğu bilirkişilerce de kabul edilmesi, acentelik hizmeti verdiğini savunan davalının tüm yakıt bedelini donatana fatura etmesi ve esasen, hiçbir belge ve sözleşmede davalının acente olarak hareket ettiğini yazılı olarak belirtmemesi karşısında, davalının satım sözleşmesinin kendi nam ve hesabına yaptığının kabulü ve dolayısıyla davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, taktir edilen 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy