(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.11.2000 tarih ve 1997/563-2000/2886 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve donatanı oldukları geminin, müvekkiline ait rıhtımda batması sonucu rıhtımın emniyetli rıhtım özelliğini kaybettiğini ve bu yüzden zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 5.000.000.KABD Doları'nın faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, olayda davalı tarafın bir kusurunun ve davacı zararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, batan gemi yüzünden rıhtımın kullanılamaması nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı, davalı tarafa ait geminin davalının kusuruyla müvekkilinin rıhtımında battığını, battığı yer itibariyle gemilerin rıhtıma yanaşmasında zorluklar çıktığını, bu zorlukların rıhtıma ek külfetler getirdiğini ve bu yüzden zarara uğradıklarını iddia etmektedir. Davalı taraf ise, davalının kusurlu olduğunu ve zararın doğmadığını savunmuş, mahkemece davalı savunmasına itibar edilerek dava reddedilmiştir.
Yanlar arasındaki çekişmenin öncelikle, geminin batmasından kimin sorumlu olduğu, bundan sonra ise, bu olaydan dolayı zarar doğup doğmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Dosyaya kusur ve zarar konusunda iki ayrı bilirkişi heyetinden üç ayrı rapor ibraz edilmiştir. İlk raporda geminin batmasından kaptanın da nezaret görevini yerine getirmeyerek sorumlu olduğu, zararın 40.379.50 ABD Doları tuttuğu kanaati açıklanmış; ek raporda ise, yüke nezaret etme ediminin yer değiştirmesi nedeniyle kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı görüşü belirtilmiştir. Yeniden oluşturulan ikinci heyetle yapılan inceleme sonunda alınan raporda ise, kaptanın ve donatanın sorumlu olduğu; ancak, bu sorumluluğunun sınırlı ayni bir sorumluluk olduğu ve gemi battığı için tazmin borcunun sona ereceği görüşü bildirilmektedir.
Çözülmesi gereken ilk çekişme, geminin batmasından dolayı davalı tarafın sorumlu tutulup tutulamayacağı olduğu hususu kuşkusuzdur. Bu çekişmenin ve davalı tarafın sorumluluğu tespit edilirse, zararın oluşup oluşmadığı ile varsa miktarının saptanması yolundaki çekişmenin çözümünün, HUMK'nun 275. maddesinde öngörüldüğü şekilde, özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiği de açıktır. Bu konuda alınan raporlar ise çelişkili ve hüküm kurmaya elverişsiz bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, bu konuda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir kurul aracılığıyla, geminin batmasına yol açan olaylar zincirinin açığa kavuşturulması, bu olaylardan davalı tarafın sorumlu tutulup tutulmayacağının saptanması, davalının sorumluluğu varsa, zarar oluşup oluşmadığının araştırılması, varsa miktarının belirlenmesi, önceki raporlardaki çelişkilerin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy