(6762 S. K. m. 68) (7269 S. K. Geç. m. 15)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.12.1999 tarih ve 1999/506-802 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı ticaretle uğraştığını, 17.8.1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucunda işyerinin yıkılarak TTK. ve VUK. gereğince kullanması, bulundurması ve saklanması zorunlu olan ticari defter ve belgelerin enkaz altında kaldığını, bu defter ve belgeler ile ödeme kaydedici cihaz ve buna ait bilgilerin zayi olduğunu belirterek zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamı nazara alınarak davacıya ait ticari defter ve belgeler ile ödeme kaydedici cihaz bilgilerinin işyerinde bulunduğu ve enkaz altında çıkarılamadığı gerekçesiyle davacının kullanmak, bulundurmak ve saklamak zorunda bulunduğu ticari defter ve belgeler ile ödeme kaydedici cihaz ile bilgilerden 1999 yılına ait olanların depremde zayi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK. nun 68 ve 574 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısı ile Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair. Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki KHK. nın geçici 15.maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış zayi belgesi verilmesine ilişkin davadır.
Dava esas itibariyle dayanağını TTK. nun 68. maddesi hükmünde aldığına göre, yargılamanın da bu çerçevede yürütülmesi zorunlu olacaktır. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, bu tür davalar kesin hüküm niteliği olamayacağından hasımsız olarak açılması gerekir. Bu şekilde alınan karar uyuşmazlıkların niteliklerine göre çeşitli mercilere ibraz edilebilme imkanı sağlanmış olur. Bu sebeple iş bu davanın hasım gösterilerek belirli kurumlar aleyhine açılması doğru değildir. Bu itibarla mahkemece yapılacak iş, öncelikle bu davanın hasımsız olarak görülmesi gerektiği bir ara kararına bağlanarak, davalı safında gösterilenlerin davadan çıkarılması ve yargılamaya hasımsız olarak devam edilmesi olmadır.
Ayrıca, mahkemeden alınacak kararın bir fonksiyon ifa edebilmesi için TTK. nun 68/son fıkrası ile KHK. nın geçici 15 inci maddesinde sayılan defter ve belgelerden hangilerinin zayi olduğu karar derc olunması zorunludur. Bu nedenle mahkemece öncelikle davacıya bu iddiası açıklattırılmalı ve mahkemece de gerekli gördüğü delilleri topladıktan sonra karar değer bir deyişle zayi belgesine, zayi konusu defter veya belgelerin hangileri olduğu açıkça yazılmalıdır.
O halde, yukarıda usule aykırı yapılan yargılama ile verilen ve yeterli bilgileri içermeyen mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)