(818 S. K. m. 390) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Bursa Asliye 3. Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 8.11.2000 tarih ve 1999/968-2000/990 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 17.4.2001 günde davacı avukatı Nadir Ülker ile davalı avukatı Hakan Öztürk gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı Mondial A.Ş arasındaki 20.11.1997 tarihli kira sözleşmesi uyarınca Osmangazi-Demirtaş Köyünde kurulu fabrika binası ve mevcut malzemelerin müvekkilince 6 yıl 1 ay 10 günlüğüne kiralandığını, gerekli yerlerden izin ve çalışma belgelerinin temini ile sözleşmenin fiilen uygulandığını, bilahare, fabrika ve taşınmazın satışı ile ilgili işlemlerin geçersiz olduğunu, bu hususta mahkeme kararı olduğunu iddia eden diğer davalının 26.7.1999 tarihinde müvekkilini tahliye etmek istediğini, ancak, davalıların 1,5 yıl sonra kendi aralarında anlaşarak böyle bir muvazaalı işleme giriştiklerini, davalı Mondial A.Ş'nin açılan davayı kabul ederek mahkemeden karar alındığını, iyiniyet kurallarına aykırı bu davranışın kira sözleşmesini etkilemeyeceğini ileri sürerek, kira sözleşmesinin geçerliliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mondial A.Ş vekili cevabında, dava konusu taşınmazın müvekkilince diğer davalıdan satın alındığını, ancak, mahkeme kararı ile satışın geçersiz olduğunun hüküm altına alındığını, satışın geçersizliğini zaten davacının da bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Kolarteks A.Ş vekili de cevabında, müvekkili şirket ortaklarından birinin açtığı dava sonucu taşınmaz ve fabrika satışına ilişkin genel kurul kararının iptal edildiğini, bu nedenle zaten satış işleminin batıl hale geldiğini, tapuya tescil edilmeyen şahsi hak sahibinin müvekkiline karşı böyle bir davasının yersiz olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, dava konusu taşınmazın Kolarteks A.Ş'den satış yolu ile diğer davalıya geçtiği, ancak, bu satışın açılan dava neticesi ile iptal edildiği, davacının Mondia şirketinin kiracısı ise de, diğer davalının bu sözleşmeye muvafakat ve icazet vermediği gerekçesi ile, davanın kabulüne, davacının Mondia A.Ş nin kiracılık hukukuna aynen tabi olacağına, davalıların yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda da özetlendiği gibi, davacı vekili, fabrika binası ve malzemelerinin davalılardan Mondial A.Ş tarafından kiraya verildiğini, ancak, davalıların muvazaalı işlemlerle kira sözleşmesini geçersiz kılmaya çalıştıklarını ileri sürerek, kira sözleşmesinin her iki davalı bakımından da geçerli ve ayakta olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Böyle bir talep ve istek ile açılan davada, mahkemece verilen karar hüküm kısmında ve birinci bentte, davanın kabulü ile davacının davalı Mondia A.Ş nin kiracısı olduğunun tespitine karar verildiği halde, ikinci bentte, Davacı Pala A.Ş nin davalı Kolorteks A.Ş nin kiracısı olmadığının kira sözleşmesini imzalayan Mondia A.Ş nin kiracılık hukukuna aynen tabi olacağı şeklinde hüküm kurulmuş ve diğer bentlerde davalılar yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmuştur. Evvelemirde belirtmek gerekir ki, davanın kabulü ifadesi, davacının dava dilekçesindeki tüm taleplerinin fer'ileriyle birlikte kabul edildiği anlamındadır. Davanın kabulüne denildikten sonra bir başka talebinin reddine karar verilmesi çelişki teşkil eder. Yine, HUMK. nun 389 ncu maddesi hükmü gereğince, verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde gayet açık yazılması zorunlu olup, oysa, verilen karar kendi içinde çelişkili olduğu gibi, özellikle ikinci bentte kullanılan ifade ve yazım şekli infazda tereddüt yaratacak şekildedir.
Öte yandan, mahkemece verilen kararda, HUMK. nun 388 nci maddesine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmalarını karşılayan, delillerin tartışıldığı bir gerekçe bulunmadığı gibi, kabul şekline göre de, davacı taraf, davalılar arasında bir organik bağ bulunduğunu, davalılar arasındaki genel kurul kararının iptali ve men'i müdahale davaların davalının kabulü ile sonuçlanıp temyiz dahi edilmediğini, yine, davalılar arasındaki devirlerin anlaşmalı olduğuna ilişkin Bursa 2. İcra Tetkik Mercii Hakimliği'nin 1997/421 Esas ve 4.5.1999 tarihli kararı ibraz edildiğine göre, mahkemece, davacının tüm bu delillerinin ve ilgili dava dosyalarının getirtilmesi, Merci Hakimliği kararı, taraflar için kesin delil olmasa da, kuvvetli delil olabileceği göz ardı edilmeden, davalı şirket ana sözleşmelerinin getirtilerek şirket ortaklarının kimler olduğunun tespitine, kira sözleşmesinin fiilen uygulandığı dönemde davalı Kolarteks A.Ş nin bir bilgisi ve muarazası da olup olmadığı hususları hep birlikte değerlendirilerek, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yüzeysel ve şekli anlamda incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile yetinilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 17.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy