(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesince verilen 19.9.2000 tarih ve 1999/297-2000/853 sayılı kararınca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin noterde yapılan kooperatif üyelik hakkı devir sözleşmesi ile davalının belirtilen hak ve hissesinin tamamını 100.000.DM. karşılığı satın aldığını, tescil işlemleri için davalı kooperatife başvurulduğu halde tescilin yapılmadığını, hisse devir sözleşmesinin bizzat kooperatif vekilleri tarafından tanzim edilmiş olduğunu ileri sürerek hisse devrinin yasal olduğuna ve davalı adına olan ortaklık hissesinin mahkeme neticesinde veya kooperatifçe ferdileşmeye gidildiğinde müvekkili adına resen tescile, olmadığı takdirde ödenen 100.000.DM.ın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, hisse devrinin hissenin tamamını değil, 1/3ünü kapsadığını, ana sözleşmeye göre hissenin tamamının devredilebileceği, bölünemeyeceği gerekçesiyle devir işleminin yapılmadığını mülkiyetin halen kooperatif üzerinde olduğunu, ferdileşmeye geçilmediğini savunmuştur.
Davalı hissesinin 1/3ünü davacıya devretmek üzere anlaştıklarını, davacının devir bedeli 100.000.DM.ı vermemek için çeşitli oyunlar oynadığını, verdiği senetlerin karşılıksız çıkması üzerine büyük zararlara uğradığını, hisseyi geri almak için süre istediğini ancak bu arada meydana gelen deprem neticesinde para bulmakta zorlandığını, mahkemece taksit imkanı sağlandığında davacıdan aldığı parayı gere vereceğini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kooperatif hissesinin devrinin mümkün olduğu ancak hissenin bölünmek suretiyle devrinin mümkün olmadığı, bunun emredici kural olup, aksine sözleşmelerin geçerli olmadığı, ancak payı devralanın kooperatif ortaklığının belli bir payının kendisine ait olduğunu devredene karşı açtığı dava ile isteyebileceği, bu davada kooperatifin pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle kooperatif hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddine, davalının ortaklık payının 1/3ünün davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı..... temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının davalı kooperatifteki hissesinin 1/3ünün devrinin sağlanması olmadığı takdirde bedelinin iadesi istemine ilişkindir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74. Maddesine göre Hakim, her iki tarafın iddia ve müdafaası ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Davacı vekili, dava dilekçesinde sonuç ve isteğini, sözleşmeler nazara alınarak hisse devrinin yasal olduğuna ve davalıya ait kooperatif hissesinin müvekkili adına tescilini ve bu hususların aksi kabul edildiğinde ödenmiş olan bedelin faizi ile iadesini talep etmiştir. Görüldüğü üzere dava açılış şekli itibariyle taraflar arasında hisse devrinin tespiti davası değildir. O halde mahkemece davacı vekilinin dava dilekçesindeki talepleri dikkate alınarak sonucuna gidilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde talebin farklı yorumlanarak tespit kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Osman Şanlının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy