(2918 S. K. m. 98, 99, 100) (6762 S. K. m. 1292, 1299) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 3.10.2000 tarih ve 1999/1505-2000/1033 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko poliçesi ile sigortalı araca, davalıların sahibi, sürücüsü ve sigortacısı oldukları aracın çarpması sonucu oluşan hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçesindeki limitle sınırlı olarak 108.845.000.K TL'sinin faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra davalı Osman Aydın hakkındaki davayı atiye bırakmıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili sorumluluklarına dair trafik poliçe örneğinin ibrazının gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı Osman Aydın hakkındaki davada karar ittihazına yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçesindeki limitle sınırlı olarak kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı Sigorta Şirketi vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, trafik kazasından doğan zararın rucüen tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, sigorta şirketinin düzenlediği ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi dosya içine getirtilerek hüküm kurulmuştur.
Davalı sigorta şirketi, zarara yol açan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olarak sorumlu tutulmak istenmektedir. Bu durumda, mahkemece davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibarıyla sorumluluğunu ispatlamaya elverişli sigorta poliçe örneği dosya içerisine ibraz edilmeden bu sigortaya dayalı olarak aleyhine hüküm tesisi mümkün değildir.
Mahkemece, olayla ilgili Trafik Kazası Tespit Tutanağında belirtilen tarih ve numaradan yararlanılmak suretiyle davalı Mücellet Eren'e ait aracın trafik poliçe örneğinin ilgili makamlardan ve davalı sigorta şirketinden araştırılması, bu arada davacıya söz konusu poliçe örneğini ibraz etmek üzere süre verilmesi, davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ispatlanamaz ise, ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sağlanan sorumluluğun, trafik poliçesi ile temin edilen sigorta korumasını aşan miktara ait olacağının gözetilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
2) Kabule göre de, davalı sigorta şirketinin trafik ve zorunlu mali sorumluluk sigortalarından sorumlu tutulmasının mümkün olması hallerinde, davalı sigorta şirketinin trafik ve İMSS poliçeleri yönlerinden temerrüdünün oluştuğu ve aleyhine faizin yürütülebileceği tarihlerin ayrı ayrı saptanması gerekmektedir.
2918 sayılı KTK nun 99. maddesi hükmü uyarınca, trafik sigortacısı, hak sahibinin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları kapsamındaki miktarları ödemek zorundadır. Trafik sigortacısının temerrüdü, anılan tarih itibarıyla doğacaktır. Mahkemece, eğer davalı sigorta şirketi trafik sigortacısı olarak sorumlu tutulacaksa, aleyhine hükmolunacak alacağa, söz konusu temerrüt tarihinden itibaren gecikme faizi yürütülmesi gerekmektedir.
İhtiyari mali sorumluluk sigortasında ise, KTK'nun 100. maddesinde, aynı yasanın 98 ve 99 uncu maddelerine yollama yapılmadığından, sigortacının temerrüdünün genel hükümlere göre saptanması gerekecektir. TTK. nun 1299/1. maddesi uyarınca sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı Yasanın 1292. maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olur ve BK.nun 101/2. maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer. Dolayısıyla İMSS yönünden davalı sigorta şirketinin bir sorumluluğunun saptanması halinde, sigortacıya yapılan ihbarın sigortacıyı temerrüde düşüreceğinin kabulü ile bu tarihten itibaren gecikme faizi uygulanması gerekecektir.
Her iki durumda da, davanın rücuen açıldığı nazara alınarak, davacının ödeme tarihinden önceki bir tarihten gecikme faizinin başlatılamayacağının gözetilmesi ve davadan önce bir başvuru veya ihbarın varlığı saptanamazsa, gecikme faizine dava tarihinden itibaren hükmedileceğinin göz önünde tutulması gerekeceği açıktır.
Mahkemece, kabule göre, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilecek temerrüt faizinin yukarıda belirtilen tarihlerden başlatılması gerekirken, yazılı şekilde davacının ödeme tarihinden itibaren gecikme faizi yürütülür şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı sigorta şirketi yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı Güven Sigorta Şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy