(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çavdarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.09.2000 tarih ve 1999/40 - 2000/41 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının, davacı kooperatif üyesi olduğunu, tarımsal ihtiyaç kredisi ve zirai alet almak için borç senetleri ile davalının davacı kooperatife borçlandığını, alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davalının kısmi ödemelerinin asıl borçtan mahsup edilmediğini, henüz vadesi gelmeyen üç senedin icra takibine konu edildiğini, % 97 oranında faiz ve icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, icra dosyasına davalının itirazının kısmen yerinde olmadığı gerekçesiyle, 1.729.156.130.-TL borcun dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 1.729.156.130.-TL alacak üzerinden % 40 tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
1- Davacı vekili dava dilekçesinde, hem itirazın iptalini hem de alacağın takip tarihinden itibaren faizi ve % 40 icra-inkar tazminatı ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Oysa, itirazın iptali davası ile, genel hükümlere göre, açılmış tahsil davasının koşulları birbirinden farklı olup, iki talep birlikte öne sürülemez.
Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı tarafa davasının itirazın iptali davası mı yoksa genel hükümlere göre açılmış bir tahsil davası mı olduğu açıklattırılıp, buna göre davaya itirazın iptali davası veya tahsil davası olarak devam edilip sonuçlandırılması gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, mahkemenin kabul şekline göre de, davalı alacağın aslına itiraz etmemiş sadece uygulanan faiz oranına itirazda bulunmuştur. Yapılan yargılamada takip talebinde istenen faiz oranının taraflar arasında düzenlenen sözleşmede öngörülen faiz oranından yüksek (fazla) olduğu ve davalının bu yönden takibe itirazında haklı bulunduğu saptanmış olmasına göre, İİK. nun 67/2 nci maddesi uyarınca davalının icra-inkar tazminatı isteminin reddi gerekirken, davalı aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesi de, isabetli olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy