(1086 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2000 tarih ve 2000/900 - 2000/1056 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilleri, müvekkillerine kasko poliçesi ile sigortalı araca, davalıların sigortacısı ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucu oluşan hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 3.499.390.000.-TL. sının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı Muharrem vekili, kaza yeri olan Bilecik Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunmuştur.
Diğer davalı, cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, olay yerinin Bilecik olduğu ve dava hakkı kötüye kullanılarak yetkisiz mahkemede dava açıldığı gerekçesiyle, mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilleri temyiz etmiştir.
Dava trafik kazasından doğan maddi zararın kasko poliçene dayalı olarak rücu yoluyla tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan birinin ikametgahında dava açma hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle yetkisizliğe dair hüküm kurulmuştur.
Davanın davalılardan Kapital Sigorta Anonim Şirketi'nin ikametgahında açıldığı çekişmesizdir. Dava dilekçesinde davalılara davadan önce iadeli taahhütlü mektupla ödeme başvurusu yapıldığı; ancak bir sonuç alınamadığı belirtilmektedir. Davalı sigorta şirketi davaya cevap vermemiş ve münkir vaziyetine düşmüştür.
HUMK. nun 9/2 nci madde ve fıkrası uyarınca, davalı birden fazla ise, davanın bunlardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılması mümkündür. Ancak davanın, sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkemenin onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı vermesi gerekmektedir.
Davacı taraf, davadan önce davalılara başvurmuş ve bu başvurulardan bir sonuç alamamış ise ve başka delillerden de davanın sırf davalı gerçek kişiyi oraya getirmek amacıyla açıldığı anlaşılamıyorsa, artık davacının kötü niyetinin varlığı kabul edilemez. Dava dosyasındaki delillerden de davacının böyle bir kötü niyetinin varlığı anlaşılamadığından, davalı sigorta şirketinin sorumluluk limitinin miktarına dayanılarak yetkisizlik kararı verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy