(2004 S. K. m. 67, 69) (1086 S. K. m. 287, 516)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2000 tarih ve 2000/1069 - 2000/1488 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirket tarafından kasko sigortası yapılan müvekkiline ait aracın karıştığı kazada hasarlandığını, poliçe teminatı altındaki zararın ödenmemesi nedeniyle icra takibine girişildiğini, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, poliçe genel koşulları hükümlerine göre zararın hakem bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin de hakem bilirkişi raporu tarihi olacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, poliçenin İzmir'de düzenlenmiş olması nedeniyle davalının icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın reddine, ayrıca poliçedeki hakem-bilirkişi şartının HUMK'nun 516 ncı maddesinde düzenlenen zorunlu tahkim şartı niteliğinde olmadığından bu yöne ilişkin itirazın da yerinde görülmediği, davacının aracındaki hasarın 1.135.000.000. TL olduğu, davalının takip tarihinde temerrüde düştüğü, alacağın belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %70 faiz yürütülmek üzere itirazın iptali ile inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin genel koşulları B.3-2.1 nci maddesinde, sigortanın konusunu oluşturan araçtaki zararın belirlenmesinde taraflar uyuşamadıkları takdirde, hakem bilirkişi marifetiyle saptanması benimsenmiştir. Tarafların hasar miktarında uyuşmadıkları sabittir. Poliçe genel koşullarındaki hakem bilirkişi şartı, HUMK. nun 287/2 nci maddesinde düzenlenen delil sözleşmesi niteliğindedir. Bu durumda, mahkemece, taraflara hakem-bilirkişilerini seçerek, sigorta sözleşmesi kapsamına giren zarar miktarını tesbit ettirmeleri için süre verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde poliçe genel koşullarının yukarıda sözü edilen hakem-bilirkişi şartının, HUMK. nun 516 ncı maddesinde düzenlenen zorunlu tahkim şartı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle, resen atanan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy