(1163 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.11.2000 tarih ve 1998/112 - 2000/682 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.05.2001 günde davacı avukatı Metin Aksakal gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki 14.08.1995 tarihli sözleşme ile davalı kooperatifçe yaptırılan konutlardan (C) Blok giriş katındaki dairenin (300.000.000.)TL karşılığında anahtar teslimi olarak müvekkile satıldığını ve müvekkilinin başkaca ödeme yapmayacağının kararlaştırıldığını, buna karşın, davalının 25.08.1997 tarihli ihtarname ile ödeme talebinde bulunarak muaraza çıkardığını ve anılan daire satışını yok saydığını ileri sürerek, söz konusu daireye isabet edecek arsa payı oranında davalı tapusunun iptali ile bu dairenin müvekkili adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili kooperatif ortaklığına alınmadığını, genel kurulun iradesi dışında yönetim kurulunca yapılan bu yöndeki tasarrufun geçerli olmadığını, daire sayısını aşan ortaklığa kabul ve daire satışı işleminin kooperatifi bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kooperatif kayıtlarına, yapılan keşfe ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmeyle kararlaştırılan konut satış bedelinin (300.000.000.)TL olduğu, davacının taksitlerle (310.000.000.)TL ödemede bulunduğu, sözleşme geçerli kabul edilse bile ferdileşmeye geçilebilmesi için inşaat seviyesinin en az % 80 olması gerektiği, oysa keşfen saptanan inşaat seviyesinin % 60 olması nedeniyle davalının tapu iptali ve tescil isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften (300.000.000.)TL karşılığında anahtar teslimi olarak daire satın alıp kooperatif ortağı olduğu, inşaat bitimine kadar başka ödeme istenmeyeceği taahhüdüne karşın davalının aidat isteyerek haksız muaraza çıkardığı ve daire satışını geçersiz saydığından bahisle sözleşmeye konu daireye düşen arsa payı oranındaki davalı tapusunun iptali ile müvekkili adına tescili isteminde bulunmuş, davalı tarafı eski yönetimin genel kurul onayından geçmeyen işleminin kooperatifi bağlamadığını ve davacının kooperatifle geçerli bir ortaklık bağının da oluşmadığını savunmuştur.
Mahkemece, davacının ödediği sözleşme bedelinin diğer ortakların ortalama ödemelerine yakın olduğu, bu ödemeyi kabul edip davacıyı sözleşmeden sonraki genel kurul toplantılarına çağıran ve yazılı bildirimlerle ödeme talebinde bulunan davalı kooperatifçe davacının ortaklığa kabulü ve üye defterine kaydı yapılmamış olsa bile ortak sıfatının tanındığı sonucuna varılmakla birlikte, keşif tarihinde uzman bilirkişilerce inşaat düzeyinin % 80'in altında olduğunun belirlenmesi karşısında anılan oranın altındaki inşaatla ilgili olarak ferdileştirme anlamına gelebilecek taşınmazın aynına ilişkin dava açılamayacağı gerekçe gösterilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan tüm olgular karşısında, davanın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile düzenlenen kooperatif ile ortağı arasındaki hukuki ilişki çerçevesinde kooperatif hukukundan kaynaklandığı kuşkusuzdur. Mahkemece, davalı tarafın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmeyerek davacının anahtar teslimi kaydıyla daire satış sözleşmesi sonucu davalı kooperatifçe ortak olduğu kabul edildiğine göre, kooperatifler hukuku ilkeleri ışığında inceleme ve değerlendirme yapılarak, dayanılan sözleşmenin davalı kooperatifi bağlayıp bağlamadığı, sözleşmeyi yapan yönetim kuruluna genel kurulca bu konuda yetki verilip verilmediği veya sonrasında bu işleme geçerlilik kazandırılıp kazandırılmadığı ile diğer ortakların durumu ve ferdileşmeye dönük aşamanın da göz önünde bulundurularak davacıya geçerli bir konut tahsisi ve satışı yapılıp yapılmadığının kesin biçimde belirlenerek sonucuna göre davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmek gerekirken, uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan kat karşılığı inşaat sözleşmesine ilişkin bir takım ilke ve ölçütler doğrultusunda yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 100.000.000. lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy