(4046 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bergama Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 27.4.2000 tarih ve 1999/60-2000/248 sayılı kararınca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, 4046 S.K.nun 4/i maddesine göre yüksek öğrenim görme şartı getirilmiş olduğunu, davalının bu şarta haiz olmadığını dolayısıyla yapılan ödemelerin usulsüz olduğunu ileri sürerek, 217.544.000.TL. nın 27.11.1994 tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 27.11.1994 tarihinden sonra atandığını, atamayı yaparken gerekli araştırmayı yapmayan şirketin bu davayı açamayacağını, zamanaşımının da gerçekleşmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının yönetim kuruluna seçildiği 19.07.1996 tarihinde 4046 S.K.nun 4/i maddesindeki şartı taşımadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; davalıya, davacı şirket yönetim kurulu üyeliği sırasında ödenen ücretlerin istirdadı istemine ilişkindir.
24.11.1994 tarih 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 4/i maddesine göre bu görevlere atanacak kişilerde dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olma şartı aranmaktadır. Somut olay incelendiğinde, davalının bu şartı taşımadığında ve 20.06.1996 ile 20.03.1997 tarihleri arasında davacı şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, 4046 S.K.nun yürürlüğünden sonra bu kanundaki şarta haiz olmadığı bilindiği halde şirket tarafından görevine başlatılmış ve çalışmaları karşısında ücretleri ödenmiştir.
Davalının, davacı şirkette fiilen görev yapmış olması ve verilen ücretlerinde hizmetlerinin karşılığı bulunmasına ve şirketi çalışmaları ile zarara uğrattığı da iddia edilmemiş olmasına göre, hak ettiği ücretlerinin istirdadı isteminin yasal dayanağı bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy