(1086 S. K. m. 195, 196, 198)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesince verilen 23.09.1999 tarih ve 1999/726 1999/1028 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait M/V Isdemir gemisinin davalı Glencore International A.G. firmasına stemmor charter party formu kira sözleşmesi ile kiralandığını, sözleşmenin 17 nci maddesine göre yükleme ve tahliyenin gönderici ve alıcıya ait olacağını, müvekkiline ait gemi ile kömür taşındığını, konşimentoya göre kiracı aynı zamanda yükleyici, alıcı ise Minerkom Mineral A.Ş. olduğunu, geminin İskenderun rıhtımına geldiğinde kömürden çıkan gazların etkisiyle patlama olduğunu ve römorkörlerle deniz suyu sıkıldığını, yangının bu şekilde söndürüldüğünü, gemi ve yükteki hasarların tespit edildiğini, olayın meydana gelmesinde alıcı ve yükleyicinin sorumlu olduğunu ileri sürerek toplam 9.500 Dolar ve 4.214.916.229.- TL zararın 31.10.1996 olay tarihinden itibaren reeskont faizi ve Merkez Bankasının bir yıllık mevduatına uyguladığı % 5 oranında faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma sözleşmesinin 46 ncı maddesi uyarınca bu taşımadan doğacak tüm ihtilaflarda Londra-İngiltere Mahkemelerinin yetkili kılınıp İngiliz Hukukunun uygulanacağı, MÖHUK. nun 31 nci maddesi uyarınca mahkemenin yetkili olmadığını savunarak, öncelikle dava dilekçesinin yetki yönünden reddini talep etmiş, esastan da davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından taraflar arasındaki Carter Parti Sözleşmesinin 46 ncı maddesi, MÖHUK. nun 31 nci maddesi dikkate alınarak gemi kiralama sözleşmesinden doğan dava konusu talep hususunda Türk Mahkemeleri münhasır yetkisini veya kamu düzenine dayalı yetkisini öngören bir kural mevcut olmadığı, uyuşmazlığın yabancı unsur içermesine göre yabancı devlet mahkemesini yetkili kılan geçerli bir yetki anlaşmasının mevcut olduğu, süresinde yetki itirazında bulunulduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı kiralayandan yangın nedeniyle gemide oluşan hasarı talep etmiştir. Davalıya dava dilekçesi uluslar arası tebligat hükümleri uyarınca 24.02.1998 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili esasa cevap süresi (HUMK.195) geçtikten sonra 09.06.1998 tarihinde cevap dilekçesi vermiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 46 ncı maddesi gereği yetki ilk itirazında bulunmuştur. Davalı vekili ilk oturuma da gelerek verilen cevap dilekçesinin HUMK. nun 198 nci maddesi hükmü uyarınca süresinde sayılmasını talep etmiş, davacı vekilinin itirazlarına rağmen mahkemece HUMK. nun 198 nci maddesi uyarınca cevap dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilmiştir. HUMK. nun 198 nci maddesi hükmüne göre; kanun ya da hakim tarafından tayin olunan sürede cevap layihasını vermemiş HUMK nun 197 nci maddeye göre de yeni süre istememiş olan taraf (davalı) HUMK nun 198 nci maddesi uyarınca ilk oturumda esasa girilmezden önce bu konudaki mazeretini bildirerek cevap süresinin azami 3 gün uzatılmasını isteyebilir. Olayımızda süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, cevap layihası vermiş ve ilk oturuma da gelmiştir. Davacı da cevap süresinin geçtiğini bildirerek davalının cevap layihası vermesine itiraz etmiştir. Burada davalı ilk oturumda cevap süresinin uzatılmasının istemeden doğruca cevap layihasını verdiği için, davanın esasına girmiş demektir. Artık davacının muvafakati olmadan savunmasının genişletemez. Yani; davalıya HUMK. nun 198 nci maddesine göre ek cevap süresi verilerek bu ek süre içinde cevap layihası vermesine müsaade edilemez. Aksi halde; 198 nci maddedeki esasa girişmezden evvel deyiminin bir anlamı kalmazdı. Bu itibarla mahkemece davalı vekilinin süresinde yetki itirazında bulunmadığı gerekçesiyle yetki itirazının reddi ile işin esasına girilerek tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy