(818 S. K. m. 41, 49) (1086 S. K. m. 38) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları m. A.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 28.11.2000 tarih ve 1999/41-2000/631 sayılı kararın ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 8.5.2001 günde davalı avukatı ..... gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan taşıt kredisi aldığını, bu sözleşme uyarınca kredi ile alınan aracın davalı bankanın göstereceği sigorta şirketine kasko sigortasının yapılmasının ve bu işlemlerin davalı tarafından gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığını, sigorta işlemlerinin davalı aracılığı ile yürütüldüğünü, daha sonra araç çalındığında bankanın ihmali sonucu sigorta poliçesini zamanında düzenletmemesi nedeniyle sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, beş milyar lira maddi, iki milyar lira manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi kullandırıldıktan sonra davacıdan aracın sigortasını yatırmasının istenildiğini, davacının bu işlemi yaptırmaması üzerine müvekkilinin sigorta poliçesini düzenlettiğini ve prim peşinatını ödediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, rizikodan önce aracı başkasına satan davacının dava hakkının kalmadığını, esasen poliçenin rizikodan önce düzenlenmesinden dolayı davanın sigortaya yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki kredi sözleşmesine, riziko ile sigorta belgelerine ve bilirkişi raporuna dayanılarak sözleşmenin 12. maddesi ile kendi ile alınan aracın kasko sigortasının davalı bankaya yaptırılması ve priminin de bankaca belirlenecek koşullarla ödenmesinin öngörüldüğü, davacının ödediği primin davalı bankaca 29.12.1997 tarihinde sigortacı hesabına aktarıldığı ve izleyen gün poliçe tutarına mahsup edildiği, davalının sigorta sözleşmesini en kısa sürede gerçekleştirme ve taşıt rizikolarını sigorta kuvertürüne aldırma edimini yerine getirmediği, davacının kararlaştırılan ödeme planı içinde davalıya ödediği primin zamanında sigortaya aktarılmamasından dolayı arada oluşan rizikonun sigorta güvencesinden yararlanamaması nedeniyle kasko sigorta bedeli (2.550.000.000) liradan davalının sorumlu olduğu, manevi tazminat koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın (2.550.000.000) lira üzeriden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmişlerdir.
1- Dava, davacı tarafından davalı bankaca kullandırılan taşıt kredisi ile satın alınan aracın daha sonra çalındığı, davalı bankaca süresinde kasko sigorta poliçesi prim ilk taksidinin dava dışı sigortacıya aktarılmaması nedeniyle sigorta tazminatı alınamadığı savına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili müvekkili bankaca kullandırılan kredi ile 15.9.1997 tarihinde davacının satın aldığı aracın, rizikonun meydana geldiği 27.12.1997 tarihinden önce 27.11.1997 tarihinde dava dışı...a haricen sattığını, bu kişilin de (kolluk belgelerinde araç sahibi sıfatı ile şikayet başvurusunda bulunan)...ye sattığını, aracı kredi borcu geri ödemeleri tamamlanmadığı için zorunlu olarak resmi olmayan biçimde satıp devreden davacının dava hakkının bulunmadığını savunarak aktif husumet ehliyetini yokluğundan davanın reddini istemiş, davacı tarafça bu savunmanın aksi ileri sürülmemiştir.
Dava, sigorta alacağına ilişkin olmayıp, aracın süresinde sigorta ettirilmemesi sonucu oluşan rizikonun sigorta örtüsünden yararlanamaması nedeniyle kasko sigorta tazminatının alınamamasından doğan zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır. Bu durumda davacı, ancak uğradığı gerçek zararın tazminini isteyebilir. Davacı, aracının haricen dahi başkasına satıp devretmişte olsa, eğer rizikodan önce araç bedelini haricen sattığı kişiden tahsil etmiş ise bu aracın çalınmasından dolayı zarara uğradığından söz edilemez.
Mahkemece, davalı tarafın bu savunması üzerinde durularak, davacının aracını rizikodan önce satıp devrettiği iddialarının araştırılarak değerlendirilmesi, bu savunmanın yerinde olduğunun saptanması halinde davacının hukuki yararının bulunmadığı düşünülerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava ehliyetine ilişkin dava şartı hususa çözüme kavuşturulmadan yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davalı vekilin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma içerik ve kapsamına göre, davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, 100.000.000 lira vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy