(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2000 tarih ve 199/1278-2000/1852 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olan davalılara ait aracın kırmızı ışıkta geçmek suretiyle dava dışı araca hasar verdiğini, hasar bedelinin ödendiğini, davalıların eyleminin ağır kusur olduğunu, poliçe teminatı dışında kaldığını ileri sürerek, 368.736.610.TL.nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davalıların bu zarardan davacıya karşı sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 368.736.610.TL.nın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Dava, Zorunlu trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 4/a maddesine göre “Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasdi bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigorta ettirene rücu mümkündür.” Görüldüğü üzere maddede tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir. Bilindiği üzere ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder.
Somut olay incelendiğinde, bilirkişi raporunda, davalı aracın kırmızı ışıkta kavşağa girmiş olması nedeniyle %100 kusurlu olduğu mütalaa edilmiş ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında sigortalı aracın eyleminin kasıtlı bir hareket veya ağır kusur olmadığı, davalı sigortalının kavşakta gerekli dikkati göstermeyerek kusurlu olduğu ancak ağır kusurlu sayılamayacağının kabulü gerekmektedir. O halde davacı sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabule karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 7.5.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)