(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.05.2000 tarih ve 1999/100-2000/259 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Telsim A.Ş.nden aldığı bir mobil telefon için anılan şirketin abonesi olduğunu, adına tahakkuk ettirilen telefon konuşma ücreti faturasını süresinde davalı bankaya ödediği halde telefonun konuşmaya kapatıldığını, davalı bankaya çekilen ihtarın sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin galericilikle uğraşan çevresinde tanınan bir kişi olup, telefonun kapatılması nedeniyle işlerinin bozulduğu izlenimi doğduğunu, bu yüzden müşteri kaybettiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 100.000.000.-TL maddi ve 500.000.000.-TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Telsim A.Ş. vekili, İmar Bankası'nın müvekkili adına tahsile yetkili olmadığını, ayrıca davacının yaptığı ödemenin geç aktarıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı banka vekili, fatura bedelinin aynı gün Telsim A.Ş.ne aktarma işleminin yapıldığını, ancak referans numarasının yanlış yazılmasından dolayı ödemenin bir gün geç intikal ettirildiğini, davacının zararını kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının fatura bedelini süresinde davalı bankaya yatırdığı, ancak davalı bankanın istihdam ettiği personelin işinin yoğunluğundan kaynaklanan beşeri hatası nedeniyle referans numarasını yanlış vermesinden dolayı kusurlu bulunduğu, fakat dava konusu cep telefonunun davacının şahsi malı olup, ortağı bulunduğu şirkete ait bulunmadığı ve şirketin gayesine hizmet eden birden çok telefonun şirket işyerinde mevcut olduğu, davacının maddi zarara uğradığını ve kişilik değerlerinde bir eksilme olduğunu da ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin, davacı tarafın cep telefonunun kapatılmasından dolayı bir maddi zararı olduğunu kanıtlayamamış olmasına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf cep telefonunun kapatılması nedeniyle işlerinin bozulduğu izlenimi doğduğunu ve bunun ticari itibarını zedelediğini iddia etmiştir.
Davacının cep telefonunun davalı bankanın kusurlu davranışı ile kesildiği konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davacının manevi tazminat isteyip istemeyeceği hususundadır. BK.nun 49/1 nci maddesi hükmünde şahsiyet hakkı hukuka aykırı şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebileceği öngörülmüştür. Günümüz ekonomik ve sosyal koşullarında tacir olan davacının cep telefonunun birkaç gün kapalı kalmasının haberleşme özgürlüğünü kısıtlayacağı ve 3 ncü kişilerde ödeme yeteneğinin bozuk olduğu izlenimini yaratacağından şahsiyet hakları cümlesinden olan ticari itibarının sarsılacağının kabulü ile davalı banka aleyhine uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy