(6762 S. K. m. 20, 20/3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesince verilen 13.10.2000 tarih ve 1998/589-2000/818 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ve muk.davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 8.5.2001 günde davacı ve muk.davalı avukatı ...... ile davalı ve muk.davacı avukatı ...... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ....... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya ait malların taşıma, gümrük ve depolama işlerini yaptığını, ancak davalının bu sözleşmeyi haksız yere feshettiğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle, davalı tarafından verilen avansların müvekkiline gelir olarak kaydedilmesi gerektiğini ve yapılan işlerden doğan alacakları tutarı 76.898._ABD Dolarının tahsili için başlattıkları takibe haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı vekili, icra takibinde gönderilen ödeme emrinde 76.898._ DEM alacak istendiğini, müddeabih değiştirilerek itirazın iptali davası açılamayacağını ve sözleşmenin haklı feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise sözleşmenin davalının kusuru yüzünden feshedildiğini ileri sürerek karşı tarafa ödenen 184.386._ABD Doları avans ile müvekkili hesaplarında oluşan 12.504._ABD Doları alacak toplamı 196.890._ABD Dolarının davalıdan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davacı alacağının takip talebinde dolar olarak belirtilmesine rağmen, ödeme emrinde DEM olarak gösterilmesinin maddi hata olduğu ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki taşıma, gümrük ve depolama işlerine dair sözleşmenin haksız feshi nedenine dayalı olarak ve yapılan iş bedelinin tahsili amacıyla açılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Karşı davada ise, sözleşmenin haklı feshedildiği ileri sürülerek avans ve cari hesap alacaklarının tahsili istenmiştir.
Sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin geçerli delillerle ispat yükü, bunu iddia eden davalı tarafa aittir. Davalı fesih nedenlerini 23.5.1997 tarihli fesih bildirim ihtarında bildirmiş, yargılamanın 22.8.1998 tarihli oturumunda delillerin ibraz edildiği belirtilmiş, bundan sonra yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ek raporda ise haklı fesih nedenlerinin ispatlanamadığı görüşü açıklanmıştır.
Taraflar tacirdirler. Tacir olmanın hükümleri TTK.nun 20. vd maddelerinde öngörülmektedir. Anılan yasanın 20/3. madde ve fıkrası uyarınca Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek veya mukaveleyi fesih yahut ondan rücu maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılması şarttır. Öte yandan aynı yasa maddesinin 2. fıkrasına göre ise, Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Davalı yanca savunulan sözleşmeye aykırılık halleri, davacı tarafın sözleşmeden doğan edimlerini eksik ve hatalı ifa ettiği iddialarını içermektedir. Oysa dosya içerisine davalının bu savunmasını doğrulayacak şekilde, davacı tarafı bağlamaya elverişli bir tutanak veya yazılı başka bir delil ibraz edilmiş değildir. Öte yandan fesih bildirimi öncesinde davacıya edimleriyle ilgili herhangi bir ihtar çekilmediği ve sözleşmede belirtilen işlerin görülmesine devam edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmeye aykırılık hallerinin varlığının kabulü mümkün görülmemektedir.
Diğer taraftan, ödeme emrindeki döviz cinsinin takip talebindekinden farklı olmasının, miktar ve TL karşılığı takip talebini ve takip talebindeki döviz cinsini doğruladığına göre maddi hata olarak değerlendirilmesinde bir yanlışlık da bulunmamaktadır.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yukarıda açıklanan yukarda açıklanan nedenlere göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 758.137.175 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 08.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy