(818 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2000 tarih ve 1999/1229 - 2000/1493 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, davalının faize faiz işleterek borç çıkardığını, ihraç tehdidi ile dava açma hakkı saklı tutularak ödeme yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya olan borcunun tesbiti ile 293.500.000.-TL. nın fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince faize faiz uygulamasının yapılmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kısmen kabulü ile 151.855.000.-TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortağının kooperatif aleyhine açtığı menfi tespit davasına ilişkindir. BK.nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir. Bu ilke, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Bu itibarla, anılan ilkeye aykırı olarak düzenlenen ve denetime bu yönden elverişli olmayan bilirkişi raporunun davada esas alınması doğru değildir. Bu durumda mahkemece, kooperatif kayıtları üzerinde yeniden konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak, davacının borçlarının hangi aylara ve ne miktara ilişkin olduğu aylar itibariyle belirlenmesi, yapılan ödemelerin ödeme tarihleri de göz önüne alınarak davacı kooperatifin mahsup konusundaki BK.nun 84 ncü maddesi hükmünde yer alan imkanı da gözetilmek suretiyle davacının borçlarının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy