(6762 S. K. m. 83, 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 3.5.2000 tarih ve 1996/389-2000/150 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin taşıma ve gümrükleme işlemlerini yerine getirdiğini, hizmet karşılığı olarak faturalandırılan ücret alacağını davalının ödemediğini ileri sürerek, 805.134.000 liranın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında bir taşıma ilişkisinin bulunmadığını, davacının gönderdiği faturaların süresi içinde düzenlenmediğini ve süresi içinde de davacıya iade ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının alacaklı gözüktüğü ticari defterlerinin açılış tasdikleri olduğu halde, envanter defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, bu durumda TTK.nun 85. maddesi uyarınca davacı lehine delil sayılamayacağı, davalının usulüne uygun defterlerine göre ise borcunun olmadığı, dolayısıyla mahkemece davacıya tamamlayıcı yemin verilmediği, davacının da davalıya yemin önerisinde bulunmadığı gerekçeleriyle, kanıtlamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalı vekili temel ilişkiyi reddederek uyuşmazlığın esasına karşı çıkmış olup, ödeme savunmasında bulunmuş değildir. Öte yandan, davacı taraf TTK.nun 83/2. maddesi uyarınca, açıkça davalı tarafın ticari defterlerine de dayanmış değildir. Bu durumda, iddianın kanıtlanması yükü davacının üzerinden gitmemiş olup, ödemenin davalı tarafından kanıtlanması gerektiği de düşünülemeyecektir. Dolayısıyla, davacı ödenmemiş bir alacağının kaldığını öncelikle, dayandığı kendi defterleriyle kanıtlamak durumundadır. Davacının defterleri usulüne uygun tutulmamış olup, defterlerde gözüken alacak kaydı davacı lehine kanıt olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı davasını kanıtlayamamıştır. Kaldı ki gerekçelerden biri olan davalının usulüne uygun defterlerine göre borcun bulunmadığı anlaşıldığından açıklanan değişik gerekçeler de ilave edilerek doğru olan hükmün, açıklanan ilave gerekçelerle onanması gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, açıklanan değişik ve ilave gerekçelerle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.160.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy