(6102 S. K. m. 52) (556 S. KHK. m. 7, 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.12.2000 tarih ve 2000/159-976 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleştirilen davanın davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ……. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin “Afra İnşaat Ticaret Limited Şirketi” unvanını 31.3.1993 tarihinde tescil ettirdiğini, davalının ise “Afra” sözcüğünü daha sonra 1995 ve 1998 yıllarında marka olarak tescil ettirip, kullandığını ileri sürerek, şimdilik davalı eyleminin önlenmesini ve hükmün ilanını; birleşen davada ise, 556 sayılı KHK.nin 8/5. ve 42/b madde ve bentleri hükümleri uyarınca, davalının kullandığı markanın hükümsüzlüğünün tesbiti ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı KHK.nin 7/son ve 42/son fıkra hükümleri uyarınca, markanın müvekkilince tescilden önce ayırt edici bir vasıf kazandırıldığını, kaldı ki farklı sınıflarda kullanıldığından iltibas tehlikesinin bulunmadığını, unvanın tacirleri, markanın ürünleri birbirinden ayırdığını, davacının tescilli bir markası bulunmadığı gibi unvanını da marka olarak kullanmadığını, davacının lehine sonuçlanıp, kesinleşen 14.5.1997 tarihli (unvana müdahale davasını) açarken, müvekkilinin tescilli markasının varlığını bildiği halde tescilin iptalini dava etmediğini, şimdi 2000 yılında bu yönde dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davacı unvanı ile davalı markaları arasında iltibas yaratıldığı, davacının TTK.nun 52. maddesi uyarınca, unvanını münhasıran kullanma hakkına sahip olduğu,556 sayılı KHK.nin 8/5. ve 42/b maddeleri uyarınca davacının haklı bulunduğu gerekçeleriyle, her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 3.240.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 05.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)