(2004 S. K. m. 67) (2918 S. K. m. 96, 99) (818 S. K. m. 104) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.12.2000 tarih ve 2000/790 - 2000/1387 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde kasko sigortalı araca, davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu vasıtanın çarpması sonucunda sigortalı araçta oluşan hasar bedelinin tahsili amacıyla girişilen takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında, poliçe teminatlarının (250.000.000.) TL ile sınırlı olup, aynı kazada hasarlanan 3 ncü araç sahibine KTK.nun 96 ncı maddesi uyarınca yapılan garame hesabı sonucunda (68.017.000.-)TL ödendiğini, davacı şirket hesabına (181.983.000.) TL düştüğünü ve bu miktarı ödemeye hazır olduklarını, icra takibinden önce müvekkili şirkete yapılmış bir başvuru bulunmadığından faizle sorumlu tutulamayacaklarını belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davanın kabulü ile davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- 2918 sayılı KTK.nun 96 ncı maddesi ve poliçe genel şartlarının 1 nci maddesine göre, trafik kazasında zarar görenlerin sayısı birden çoksa ve zarar poliçede gösterilen en üst sınırı aştığı takdirde zarar görenlerin sigortacıdan isteyebilecekleri tazminat, söz konusu poliçe üst sınırı ile orantılı biçimde azalacaktır. Bu oranın saptanmasında, kazaya uğrayanların sayısı ile, olay nedeniyle oluşan zarar tutarı da gözönünde tutulacaktır. Yani poliçede öngörülen en yüksek güvence limitinin, kazada zarar görenler arasında sayı ve zararları da gözetilerek garameten bölüştürülmesi gerekir.
Davalı sigorta şirketi cevabında, zarar görenlerin çokluğu nedeniyle teminatları limiti olan 250.000.000. TL.nin garameten paylaştırılması gerektiğini savunduğuna ve dosya içerisindeki trafik kazası tespit tutanağında davalının sigortacısı olduğu aracın davacıya sigortalı araç dışında bir araca daha zarar verdiğinin anlaşılmasına ve hatta 3 ncü araç malikine davalı sigorta şirketince yapılan garame hesabı sonucunda 68.000.000. TL ödendiğinin belirlenmesine nazaran, yapılan bu ödeme nispetinde davalı sigortanın poliçe teminatının azalacağının düşünülmemesi ve davalının zararın tümünden sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
2- Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca verdiği zararın rücuen tahsilini istemiştir. 2918 sayılı KTK. nun 99 ncu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 12 nci maddesinde "sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı" hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle, davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde muaccel hale gelmektedir. Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketine icra takibi yapılmadan önce başvurulmadığı anlaşıldığından, onun yönünden temerrüt faizine takip tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ödeme tarihinden itibaren hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, davacı 211.577.000. TL asıl alacak ile birlikte 153.320.867. TL birikmiş faiz alacağı toplamı üzerinden takibe girişmiş ve bu toplam alacağın takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece, takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmekle BK.nun 104/son maddesi uyarınca faize faiz işler şekilde hüküm tesisi de yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy