(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 333)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.9.2000 tarih ve 1999/507-2000/407 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkiline olan ortaklıktan doğan aidat borcunun tahsili için girişilen icra takibinin haksız itiraz ile durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, icra takip dosyasına, kooperatif kayıtlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ortağın ödemelerinin mahsubundan sonra kalan borcunun (126.000.000) lira aidat ve (364.000.000) lira gecikme faizinden ibaret olduğu, ancak, takip talebinde (20.071.000) lira gecikme faizi istenildiğinden bu miktarın aşılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın (126.000.000) lira aidat ve (20.071.000) lira gecikme faizi yönünden iptaline, (58.428.400) lira icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatifin ortağı olan davalı aleyhine giriştiği birikmiş aidat ve gecikme faizi alacağının tahsili amaçlı icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, icra takibine başlanan 1.9.1999 tarihi itibariyle davalı ortağın birikmiş aidat ve buna tekabül eden gecikme faizi borcunun kooperatif defter ve kayıtlarına ve dayanaklarına göre hesaplattırılarak varsa takipten sonraki ödemelerin bundan mahsubu ile kalan miktar üzerinden icra takibinin devamına karar verilmesi gerekirken, davalının takibe itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde muacceliyet kazanmış huzur hakkı alacağına dayalı yöntemince takas-mahsup savunması olmadığı halde, rapora itirazda ilk kez ileri sürülen bu konu değerlendirilerek bilirkişice düzenlenen 11.9.2000 tarihli ek raporda anılan karşı alacağın mahsubuna dayalı hesaplamalar esas alınarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy