(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6.Ticaret Mahkemesince verilen 15.12.1999 tarih ve 1992/201 1999/631 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili davalılar ..., ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.05.2001 günde davacı avukatı Ayşe Bayram ile davalılardan ..., ..., ..., ... geldiler, diğer davalılar ve davaya dahil edilenler gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı ... Ltd Şirketinin müvekkili banka ... şubesindeki bakiyesi müsait olmadığı halde, diğer davalının usulsüz işlemleriyle, karşı şubelere müsaitmiş gibi provizyon verildiğini, diğer şubelerce yapılan ödemelere ilişkin borç dekontlarının hesaba geç işlendiğini, karşılıksız çeklerin hesaba borç kaydedilmeyerek bekletildiğini bu nedenle müvekkilinin 26.10.1992 tarihi itibariyle 1.296.632.915. TL zarara uğradığını ileri sürerek, bu miktarın 1.207.298.403. TL.sının davalı şirket ve zarara yol açan işlemleri yapan şube müdür yardımcısı davalı ...; bakiye 89.334.512. TL. sının ise sadece davalı ...den faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen 1993/800 E. sayılı davada ise, asıl dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada çalışan bazı görevlilerin de kısmen sorumlu olduğu ileri sürülerek, 04.10.1993 tarihi itibariyle oluşan 1.632.158.131. TL. banka alacağından 1.537.420.239. TL.sının şef yardımcısı ...dan, 217.726.759. TL.sının şef yardımcısı ...tan, 4.317.096. TL.sının memur ...dan, 94.737.892. TL.sının ise müdür yardımcısı ..., şef yardımcısı ... ve memur ...den faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra ... ve ... hakkındaki davadan feragat etmiş, birleşen 1995/11 Esas sayılı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, dava ve birleşen davaya cevap vermemiş, diğer davalılar ise sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemişler, davalı Ender Özenli vekili, birleşen 1995/11 Esas sayılı davada, müvekkilinin bankaya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş, daha sonra bu davayı atiye bırakmıştır.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davalılar ..., ... ve ... hakkında ceza mahkemesince görevi kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, çek tazminatının banka tarafından istenemeyeceği ve davalı ...ın bankayı zarara uğrattığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, bu davada 818.282.424. TL.sının her iki davalıdan, bakiye 89.334.512. TL.sının ise sadece davalı Enderden tahsiline; birleşen 1993/800 Esas sayılı davada, davalı Hüseyin Sağlam hakkındaki istemin kısmen kabulüne, 424.002.987. TL.sının bu davalıdan tahsiline, bu davadaki diğer davalılar hakkındaki istemlerin reddine, birleşen 1995/11 Esas sayılı davanın esası hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... ve davalı ... vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Dava ve birleşen dava, davalı şirket hesabı müsaitmiş gibi yapılan işlemlerle ve usulsüz kredi kullanımıyla oluşan banka zararının tahsili istemine ilişkindir. Davada zarar miktarı 26.10.1992 tarihi itibariyle 1.296.632.915. TL olarak gösterilmiş, birleşen davada ise bu zararın 04.10.1993 tarihinde 1.632.158.131. TL olduğu belirtilerek istemde bulunulmuş; mahkemece aynı zararın iki farklı tarihteki miktarları her davada ayrı ayrı nazara alınarak, banka hesabında yapılan işlemlerden doğan zararın kısmen tazminine dair hüküm kurulmuştur. Oysa zarara yol açan işlemler her iki davada da aynı olduğuna göre, zarar borçlusunun farklı tarihlerde temerrüde düşmesinin söz konusu olamayacağı gözetilerek, asıl davadaki kıstaslara bağlı kalınmak ve her davalının sorumlu olduğu işlemler dayanaklarıyla birlikte ayrı ayrı gösterilmek suretiyle uzman bilirkişilere inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalılar ...ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Öte yandan davacı tarafın çek tazminatı, bunun gecikme faizi, KKDF kesintisi, BSMV taleplerinin çek taahhütnamesine dayalı olduğu ve bu taahhütnamenin imzacılarını bağlayacağı hususunun gözden kaçırılması da yerinde görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalılar yararına BOZULMASINA, 100.000.000. lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bozma sebep ve şekline göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 29.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy