(6762 S. K. m. 68) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.9.2000 tarih ve 1997/947-2000/996 sayılı Kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Dava HUMK.'nun 2494 sayılı kanunla değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalı S.'in Japonya'ya kalsedon madeni örneği göndermek amacıyla müvekkiline ait bir yaprağı imzalanmış fatura koçanını aldığını, ancak, daha sonra iade edilmeyip imzalı faturayı satış bedeli olarak doldurduğunu, oysa davalıya herhangi bir satış yapılmadığını, çalınan kalsedon madeninin satış faturası olarak doldurulduğunu ileri sürerek, asıl davada fatura koçanı için zayi belgesi verilmesini, birleşen davalarda ise, sahte muhteviyatlı faturanın ve yine sahte olarak düzenlenen irsaliye ve koçanın iptallerine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkili B.'a husumet yöneltilmesinin nedeninin dava dilekçesinde açıklanmadığını, iptali istenen fatura ve irsaliyenin satılan kalsedon madeni için verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya içeriği, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuna göre, zayi belgesi isteminin hasımsız açılması gerektiği, iptali istenen fatura ve irsaliyenin kıymetli evrak niteliğinde bulunmadığı gibi davalılarca düzenlendiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların elinde bulunan fatura ve irsaliyenin iptali istemi ile ilgilidir. Dava dilekçesinde iptali istenen fatura ve irsaliyenin davalılar tarafından, içeriğinin gerçeğe aykırı olarak doldurulup, sahte imza ile düzenlendiği, davalılar ile herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, fatura ve irsaliyenin dava dışı S. G.'e ait depodan çalınan emtianın satış bedeli ile ilgiliymiş gibi gösterilmeye çalışıldığı iddia edilen emtianın davacıya ait olmadığı davacı yanca kabul edildiğine göre, dava konusu edilen fatura ve irsaliyenin iptalinde ne gibi hukuki yararı bulunduğunun davacı tarafça açıklanması gerekir. Bu durumda mahkemece, dava açmakta davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı açıklattırılıp, hukuki yararın varlığı belirlendiği takdirde işin özüne girilmesi, aksi durumda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmesi bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.6.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy