(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1. Hukuk Mahkemesince verilen 13.10.2000 tarih ve 2000/182-591 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif ortağı iken verdiği istifa dilekçesi ile ortaklıktan ayrıldığını, bu durumda davalının kura ile kendisine isabet eden ve ferdileştirmesi yapılan konutun kooperatife iadesinin gerekeceğini ileri sürerek davalı adına olan konut tapusunun iptali ile davacı kooperatif adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran kooperatif tarafından kat mülkiyetine geçilerek davalıya konutun tapusunun verildiği, bu durumda davacının tapu iptal ve tescil davası açmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı, davacının varsa alacağını kanuni yollardan tahsili cihetine gidebileceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı kooperatif ortaklığından istifaen ayrılan ortağın, bu ortaklık payı nedeni ile sahibi bulunduğu tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescili istemine ilişkindir. Davalının kooperatif ortaklığından istifaen ayrılıp, ayrılma iradesinin de kooperatifçe kabul edilmesinden sonra bu istifadan vazgeçip tekrar üyeliğe geri dönmesi anacak kooperatifin kabulü ile gerçekleşebilir, istifa ile taraflar arasındaki ilişki sona ermiştir. Ancak davacının da ortaklığının tespiti istemine ilişkin bir dava açması mümkün bulunmakla mahkemece davalıdan ortaklığın tespitine ilişkin bir dava açıp, açmadığının sorulması, böyle bir dava açılmamışsa davanın kabulü, aksi takdirde açılmış bulunan davanın sonucunun beklenilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, sanki dava aidat alacağından kaynaklanan bir dava imişcesine davanın reddi doğru olmamış ve kararın açıklanan edenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy