(6762 S. K. m. 1269, 1270, 1273, 1295, 1297)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.10.2000 tarih ve 1998/2501-2000/1064 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerin annesi ve eşi olan Miyesser Demir'in idaresindeki araçla trafik kazası geçirerek hayatını kaybettiğini, kaza sonucu aracın tam hasara uğradığını, aracın olaydan önce davalı sigorta şirketine tam kasko ve ihtiyari mali mesuliyet sigortası ile sigorta ettirildiğini, davalının ek klozdaki özel şartı belirterek hasar bedelini ödemeyi reddettiğini, sigorta sözleşmesi yapılırken ilk taksitin peşin ödendiğini, kalan sigorta bedeli için de taksit yapılarak karşılığında senet verildiğini, bu aşamadan sonra sözleşmenin feshedilmeyeceğini ileri sürerek 2.000.000.000 TL hasar bedeli ile 200.000.000 TL ferdi kaza sigorta bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise, davacıların murisine poliçe tanzim tarihi olan 22.11.1996 tarihinde peşinatı ödemesine karşın aynı gün düzenlenen 30.12.1996-30.1.1998-28.2.1997 tarihli senet bedellerini ödemediğini, olay tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nun 1295/2 ve 1297/2 maddeleri uyarınca sigorta poliçesinin hükümsüz hale geldiğini, müvekkilinin sigorta poliçesi ekinde verilen kitapçıkla yazılı bildirim koşulunu yerine getirdiğini, temerrüdüne ait klozun da poliçe ekinde sigortalısına verildiğini, hükümsüz olan poliçeye dayanarak tazminat talep edilemeyeceğini, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve üç kişilik bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda, olay tarihinde TK. nun 1295/2 ve 1297/2 değişik maddelerin uygulaması gerekli ise de poliçede Koç Finans'ın dain ve mürtehin olduğu, yeni bir rehin alacaklısı durumunda bulunduğu görülmekle söz konusu poliçenin rehin hakkı sahibini oluru alınmadan iptal edilemeyeceği ve bu nedenle hükümlerini devam ettirdiğinden davanın kısmen kabulüne ve olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte toplam 1.123.157.935 TL tazminatın davalıdan alınarak davacılara paylar oranında verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Taraflar, 21.11.1996 - 21.11.1997 tarihli kasko poliçesinde, Koç Finans'ı dain ve mürtehin olarak göstermişlerdir. Öte yandan TTK. nun 1273 ncü maddesine göre sigortalı mal herhangi bir nedenle zayi olduğu durumda, imtiyazlı alacaklının hakkı sigorta tazminatı üzerinde devam etmektedir. Bu durumda, davacı taraf rehin hakkı sahibinin yani Koç Finans'ın muvafakatı ile tazminatın kendisine ödenmesini isteyebilir. Dain ve mürtehin olan Koç Finans'a ihbar yapılıp muvafakatı sorulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy