(6762 S. K. m. 1264, 1297) (818 S. K. m. 101, 106)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesince verilen 7.2.2001 tarih ve 2000/55 2001/26 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ........tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin konutunun deprem teminatı da dahil olmak üzere davalı şirket tarafından sigortanmış olduğunu, meydana gelen deprem neticesinde oluşan hasarın eksperce tespit edilmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000.TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının hiçbir primi zamanında ödemediğini, hasarın poliçe teminatının askıda olduğu dönemde gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ödemesi gereken birinci taksiti rizikonun gerçekleşmesinden sonra ödediği, B.K. 81.md. ye göre karşılığını ödemeyen sigorta ettirenin sigorta teminatından yararlanamaması gerektiği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deprem sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 15.04.1999 tarihinde düzenlenen konut paket sigorta poliçesine konulan ve Türk Ticaret Kanununun 537 sayılı K.H.K ile değiştirilen 1297/2.maddesi hükmünün tekrarı niteliğinde olan düzenlemenin bu hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinden sonrada uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
537 sayılı K.H.K.ile yapılan değişiklikten önce can ve mal sigortaları ayrımı yapılmaksızın sigorta priminin vadelere bölünerek taksitlerle ödenmesi kararlaştırılan hallerde, vadesinde prim taksitinin ödenmemesi halinde sigortacının keyfiyeti sigorta ettirene ihtar etmesi ve bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir ay içerisinde taksitin ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceği hükme bağlanmıştı. Bu düzenleme tarzının B.K.nun 101 ve 106.madde hükümlerine paralel bir nitelik taşıdığı açıktır.
537 sayılı K.H.K. ile can sigortaları bakımından düzenleme aynen muhafaza edilirken diğer sigortalarda değişiklik yapılarak 15 günlük ödememe süresi içerisinde poliçe hükümlerinin askıya alınarak bu sürenin bitimi ile poliçenin kendiliğinden feshi öngörülmüştür.
Buradan anlaşılacağı üzere, son düzenleme, açıkça sigorta ettiren aleyhine ağır hükümler içermektedir. Anayasa Mahkemesinin ilgili 1297/2.maddeyi iptalinden sonra yasa boşluğu doğduğu ileri sürülebilir ise de, Türk Ticaret Kanununun 1264/1.maddesi hükmüne göre bu kitapta hüküm bulunmadıkça sigorta sözleşmeleri hakkında Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alındığına göre, aynı konuyu düzenleyen B.K.nun 101 ve onu izleyen maddelerdeki temerrüt ve fesih hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu durum karşısında anılan K.H.K.nin iptali ile bir yasa boşluğunun oluşmasından söz edilemez. O halde Türk Ticaret Kanununun 1297.maddesi hükmü yerine B.K.nun 101 ve 106.maddelerindeki hükümler uygulanması gerekecektir. Bu durumun aksinin kabulü ile poliçe ekindeki ihtarsız askıya alma ve feshi ihbarsız fesih sonucunu doğuran düzenleme şekli B.K.nun yukarıda değinilen düzenleme şekline aykırı ve daha ağır sonuçları içermektedir. Bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanununun 1264/4.maddesi hükmü uyarınca bu fıkrada belirlenen yasal düzenlemenin aksine sözleşme hükmü getirilemeyecektir. Getirildiği takdirde ise, bu sözleşme hükümleri değil, yasa hükümleri resen uygulanacaktır.
O halde mahkemece aksi düşünce ile olayda uygulama imkanı bulunmayan B.K.nun 81.maddesinin tatbiki ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy