(6762 S. K. m. 1299/1, 1292) (818 S. K. m. 101/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elazığ Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.3.2001 tarih ve 2000/87 - 2001/145 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, aracın viraja süratli girmesi nedeniyle kaza yapıp hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edildiğini ancak sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 2.979.817.000.- TL. alacağın olay tarihi olan 21.9.1999 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın aşırı ve hatalı yük yüklenmesi sonucu meydana geldiğini, Genel Şartlar A.5.10 ncu maddesi uyarınca hasarın teminat dışı olduğunu, kaza tutanağı ve davacının sürücüsünün beyanının da bu yönde olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 2.611.714.875.- TL.nın olay tarihi 21.9.1999 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekili, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinin olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte, aracın kasko sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden tahsilini istemiştir. TTK.nun 1299/1 nci maddesi hükmü uyarınca mal sigortalarında sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı Yasa'nın 1292 nci maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olur ve Borçlar Kanunu'nun 101/2 nci maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer. Bu durumda mahkemece, rizikonun gerçekleştiğinin davacı tarafından davalıya ihbar edildiği tarihin, tarafların bu konudaki sunacağı kanıtlarına göre saptanarak, davalı sigortanın temerrüde düştüğü tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, riziko tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 17.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy