(6762 S. K. m. 153, 1139)
Dava: W. F. Gmbh. adına M. W. ile Anadolu Anonim Türk Sigorta Şti. arasındaki davadan dolayı Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.04.2001 gün ve 1998/420 - 2000/155 sayılı kararı onayan Daire'nin 03.10.2000 gün ve 2000/6080 - 2000/7437 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı M. A.Ş.den ithal ettiği emtianın Hollanda'da teslimi sırasında hasarlı çıktığının tespit edildiğini, satıcıya başvurulduğunda emtianın davalıya taşıma sigortası yaptırıldığını, zararın ondan tazmininin bildirildiğini, davalının ise hasar bedelini satıcıya ödediğini savunarak, tediyeden kaçındığını ileri sürerek, 11.091,97 DM.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar bedelinin davacının muvafakati ile dava dışı satıcıya ödendiğini, poliçede gönderilen yararına herhangi bir kayıt bulunmadığını, davalının bu nedenle tazminat yükümlülüğünün kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sigortanın satıcı tarafından yaptırıldığı, alıcı yararına bir kayıt bulunmadığı ve hasar bedelini satıcıya ödeyen davalının bir yükümlülüğü kalmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce tüm temyiz itirazları reddolunarak yerel mahkeme kararı onanmıştır.
Davacı vekili eski iddialarını ve temyiz itirazlarını tekrarlayarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, deniz taşıması nedeni ile yapılan nakliyat sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, ihtilaf dava dışı M. A.Ş.nin davacıya sattığı emtiada deniz taşıması sırasında meydana gelen hasar bedelinin, davalı sigortacı tarafından davacı alıcıya mı, yoksa dava dışı satıcıya mı ödenmesi gerekeceği, bu sebeple de davacının, hasar bedelini satıcıya ödeyen davalı sigorta şirketinden, bu bedeli kendisi için talep edip edemeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır.
Dosyada mevcut satıcı firma faturasında, sigorta poliçesinde, ayrıca dolaşım belgesi ve menşe şahadetnamesinde emtianın 286.520 DM satış bedeli ile CİF olarak satıldığı belirtilmiştir. Malın satış bedelinin kredi mektubu ile ödeneceği hususunda faturada kayıt bulunmakta olup, fatura kapalı olarak düzenlenmiştir.
TTK. nun 1139 ve onu izleyen maddelerinde, CİF satış ile, satıcının; bir malın muayyen bir yere taşınması için gemiye yükletilmesi, mal değerini ve navlun ücretini ödemesi, taşıma sırasında oluşacak hasarlar için alıcı adına sigorta yaptırılıp, sigorta ücretinin de ödemesi şeklindeki satış düzenlenmiştir. Bunlar yerine getirildikten sonra aynı yasanın 1143 ncü maddesi uyarınca, satıcının satış konusu mallarla ilgili olarak geminin veya yükün üzerinde para ile ölçülebilir bir menfaati kalmaz. Zira nef'i ve hasar alıcıya geçer. Bu sebeple malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşıma sırasında oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapması geçerli kabul edilemez.
TTK. nun 153 ncü maddesi gereğince alıcının mal üzerindeki menfaatin kendisine geçmesi için malın küpeşteye yüklenmesi sırasında semenin ödenmiş olması gerekir.
Somut olayda, dava dışı M. Su A.Ş., davacıya sattığı emtiayı deniz taşıma rizikolarına karşı kendi adına davalı sigorta şirketine sigorta ettirmiştir. Kaideten CİF satıştan bu poliçenin lehtarının alıcı-davacı olduğunun kabulü gerekir. Ancak alıcı-davacının da yükleme ile birlikte mal bedelini ödemiş olması şarttır. Aksi takdirde satıcının emtia üzerindeki menfaati devam eder.
İhtilafın çözümü için, mevcut kayıtlar da göz önünde tutularak, satışın gerçekte CİF satış olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve davacı-satıcının mal bedelini ne zaman ve ne şekilde ödemiş olduğunun belirlenmesi gereklidir. Ayrıca davacının, sigorta bedelinin dava dışı satıcıya ödenmesi yolunda muvafakati olduğunun ispatlanmadığı nazara alınmalı, davalı sigortanın satıcıya ödeme yaparken böyle bir muvafakati gerekli görmesi nedeni de gözden ırak tutulmamalıdır.
Bu hususlar araştırılıp, münakaşasının yapılarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmek gerekirken, mahkemece eksik araştırma neticesi davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmü onayan Dairemizin 31.10.2000 tarih 2000/6080 Esas 2000/7437 sayılı kararı da isabetli bulunmamış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onama kararımızın kaldırılarak, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 31.10.2000 tarih ve 2000/680-7437 sayılı Dairemiz onama kararının kaldırılmasına, Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 24.08.2000 tarih 1998/420 Esas-2000/155 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz ilam, temyiz peşin ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 02.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy