(2675 S. K. m. 31)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.2.2001 tarih ve 2000/805-2001/109 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketinin müvekkili bankayı 23/2/1999 tarihli sigorta poliçesi ile Bankers Blanket Bond özel şartları kapsamında sigortalamış bulunduğunu, anılan sigorta sözleşmesi ile ...sigortalının personeli olsun yada olmasın, herhangi bir kişinin eylemiyle veya böyle birisinin ilgisinin olduğu veya ilişkisinin olduğu eylemler sonucu ortaya çıkan bir zarar, zararlar veya art arda oluşan zararlar... için güvence verildiğini, müvekkili bankanın Etiler Şube Müdürü olarak çalışan Adviye Tepecikli'nin bu görevini ifa etmekte olduğu sırada görevini kötüye kullanmak suretiyle bankayı zarara uğrattığını, doğan zararın poliçe teminatı kapsamında olmasına rağmen davalı sigorta şirketince zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı gerekçesiyle karşılanmadığını ileri sürerek, (460.988.500.000)TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigortacı vekili, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan Bankers Blanket Bond sigortası genel şartlarının, genel koşullar bölümünün 4. maddesi uyarınca taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklarda sözleşme şartlarının İngiliz yasalarına tabi olacağı ve taraflarca konunun İngiliz mahkemeleri önünde çözüme kavuşturulacağına ilişkin hüküm uyarınca yetkili ve görevli mahkemenin İngiliz mahkemeleri olduğu ve öncelikle davanın bu nedenle reddinin gerektiği belirtilmiş, esasa ilişkin olarak da dava konusu tazminat talebinin sigorta kapsamında olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran taraflar arasında bağıtlanan ALL RISKS SİGORTA POLİÇESİ ile Bankers Blanket Bond ve Computers Crime teminatları sağlandığı, Bankers Blanket Bond sigortası genel şartlarının 4. maddesinde kararlaştırılan yetkili mahkeme hususundaki sözleşmenin HUMK. nun 22. maddesine uygun şekilde düzenlenen bir yetki sözleşmesi olduğu, MÖHUK 31. madde uyarınca yetki anlaşmasının geçerli olabilmesi için yer itibarıyla yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi hususunda tarafların anlaşmasının gerektiği, yine aynı yasanın 24. maddesinde sözleşemeden doğan borç ilişkilerinin tarafların açık olarak seçtikleri yasaya tabi olacağının belirlendiği, tarafların sözleşmeye uygulanacak hukuku seçmekle uyuşmazlığın yabancılık unsurunu taşıdığı, HUMK. nun 19. maddesinin kamu düzenine ilişkin ancak kesin olmayan bir yetki kuralı olduğu, bu maddede yer alan yetki kurallarının henüz tümüyle bu günün çeşitliliğine ulaşmamış rizikolar dışında belli başlı sigorta türlerini kapsamına aldığı ve taşınmaz mal, menkul mal sigortaları ve hayat sigortaları ile ilgili uyuşmazlıklar ile ilgili getirilen bu kuralların, bu tür sigortalar dışında kalan tüm sigorta sözleşmeleri için geçerli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçeleriyle, davalının yetki itirazının 2675 sayılı yasanın 24.ve 31. maddeleri uyarınca kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin olup,, mahkemece yanlar arasındaki sözleşmenin yetkiye ilişkin genel şartlar 4 üncü maddesinin (sigortacı, sigortalının bu poliçe tahtında talep ettiği bir tazminatı ödemediği taktirde, duruma göre, sigortacı veya sigortalı Birleşik Krallık' ta bir yetkili mahkemede dava açacaktır.) şeklindeki hükmüne göre dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere taraflarca sözleşmede hangi mahkemenin yetkili olduğu açıkça belirtilmediği gibi, yetkili mahkemenin belirlenmesine imkan verecek bilgilere de yer verilmemiştir. Bu sebeple 2675 sayılı MÖHUK. nun 31. maddesi hükmüne göre yetki sözleşmesi geçersizdir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Fügen Sargın, Milletlerarası Usul Hukukunda Yetki Anlaşmaları, Ankara, 1996, S.171, Y.19.H.D. 21.11.1995 tarih 1995/1170 E, 1995/9992 K. sayılı kararı).
Öte yandan, kamu düzeni ile ilgili bulunan HUMK. nun 19 uncu maddesi Deniz Sigortaları haricinde sigortalı aleyhine anılan maddenin düzenlemesine aykırı yetki sözleşmesi yapılamayacağını öngörmektedir. Dava konusu olayda sözleşmeye konan yetki şartı sigortalı aleyhine bulunduğundan, yetki sözleşmesi bu nedenle de geçersizdir.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece, davalı tarafın yerinde bulunmayan yetki itirazının reddi ile uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy