(1163 S.K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.10.2000 tarih ve 1999/14 - 2000/595 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı asil tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği yönetim kurul başkanı olarak görevli olduğu dönemde, siyasi nedenlerle müvekkilinin temsilcilik görevine son verildiğini ileri sürerek, davacının ortağı bulunduğu 965 sayılı F... Tarım Kredi Kooperatifi'nin üst birlik temsilciliğine son verilmesine ilişkin davalılar işleminin iptaline, davacının üst birlik temsilciliğinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği vekili, Tarım Kredi Kooperatifleri Anasözleşmesi'nin 28 nci maddesi delaletiyle, Bölge Birliği Anasözleşmesi'nin 30/c maddesi hükmü gereği davacının üst birlik temsilciliği görevine son verilmesi gerektiği yönündeki müvekkilinin Ankara Bölge Birliği'ne verdiği talimat ile davacının üst birlik temsilciliğine son verildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının "Üst Birlik Temsilciliği" ile ilgili davalıların çıkarmış oldukları sorunun çözüm yerinin genel kurul olup, genel kurula itiraz edilmeden doğrudan doğruya dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı asil temyiz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin bölge birlik görevinin sona erdirilmesine dair kararın iptalini istemiştir. Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Birliği'ne temsilci seçim usulü Tarım Kredi Kooperatifleri Anasözleşmesi'nin 27 nci maddesinde, temsilcilik görevinin sona erme şartları ise aynı anasözleşmenin 28 nci maddesi yollaması ile Tarım Kredi Kooperatifleri Bölge Birliği Anasözleşmesi'nin 30 ncu maddesinde düzenlenmiştir. Anasözleşmelerde, temsilcilik görevin sona erdirilmesinden sonraki itiraz ve dava usulü ile ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Kural olarak, yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamaz. Ancak, yönetim kurulunun aldığı karar bir ortağı yada temsilciyi doğrudan doğruya ilgilendirir veya onun haklarını ortadan kaldırır nitelikte ise, bu tür yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Dava konusu olaya ilişkin karar, davacıyı doğrudan ilgilendiren ve haklarını ortadan kaldıran bir karardır. Mahkemece davacının dava hakkı bulunduğunun kabulü ile, işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy