(6762 S. K. m. 356, 366, 367)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.02.2001 tarih ve 2000/444 - 2001/61 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin davalı şirketin % 10 paya sahip ortakları olduğunu, şirketin en son 28.12.1993 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yaptığını ve gayri faal durumda bulunduğundan bu tarihten sonra genel kurul toplantıları yapmadığını, halen görevli bir yönetim kurulu ve murakıbı da bulunmadığını belirterek, davalı şirketin genel kurulunun toplantıya davet ve gündemi tespit yetkisinin müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Mehmet ve Abdülhalim Kuriş vekili davaya cevabında, davacıların TTK.nun 366 ncı maddesinde yer alan prosedürü yerine getirmeden böyle bir dava açamayacaklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı şirketin celp edilen ticaret sicil dosyasından 28.12.1994 tarihinden beri genel kurulunu toplayamadığı, davacıların % 10 paya sahip ortaklar olduğu, şirketin uzun süredir genel kurulunu toplayamadığı ve ticaret sicilindeki adresinin de depremde yıkılmış olması nedeniyle fiilen işlerlik halinde olan bir şirket olmadığı, bu nedenle davacıların TTK.nunda belirtilen usuli prosedürü işletemedikleri gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı şirket genel kurulunu toplantıya davet ve gündem tespit yetkisinin davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Mehmet ve Abdülhalim Kuriş vekilince temyiz edilmiştir.
1- TTK.nun 366 ncı maddesinde anonim şirketlerde, şirket sermayesinin en az onda biri değerinde paylara sahip olan kimselerin (ortakların) gerektirici sebepleri bildiren yazılı talepleri üzerine idare meclisinin umumi heyeti fevkalade toplantıya davet etmesi veya umumi heyetin zaten toplanması mukarrer ise müzakeresini istedikleri maddeleri gündeme koyması mecburidir... hükmü mevcuttur. Bu mecburiyete rağmen yönetim kurulunun genel kurulu toplamaması üzerine kanun koyucu aynı yasanın 367 nci maddesinde, istek sahiplerine mahkemeye başvurma hakkı tanımıştır. TTK.nun 367 nci maddesinin son cümlesi uyarınca Mahkemeye müracaat halinde dahi 356 ncı maddenin son fıkrası tatbik olunur. denilmek suretiyle her şeyden önce davacıların TTK.nun 356/son maddesi uyarınca genel kurul toplantısının sonuna kadar esas sermayenin onda birine muadil payları mutaber bir bankaya rehin olarak tevdi etmeleri zorunluluğu getirilmiştir. Bu durum esasen davacıların dava açma sıfatına sahip olup, olmadıklarının tayini yönünden de zorunludur. Bu durumda davacıların davalı şirket hisselerinin hamiline yazılı olduğu da dikkate alınarak, anılan orandaki pay senetlerinin rehin olarak muteber bir bankaya tevdi etmeleri ve bundan sonra diğer koşulların somut olayın niteliği de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken, sermayenin 1/10'u tutarındaki paranın bankaya tevdi ile yetinilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalılar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy