(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Torbalı Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.2.2001 tarih ve 2000/362-2001/72 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının sürücüsü olduğu plakasız mobilet ile %75 kusurlu olarak müvekkili şirket tarafından kasko sigortası yapılan araca çarptığını, sigortalının zararının ödenerek haklarına ardıl olduklarını, ödenen miktardan davalının kusuruna düşeni için icra takibine giriştiklerini, ancak, takibin itiraz edilerek durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, olay tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kazada asli kusurun sigortalıda olduğunu, istenen zarar kalemlerinin de abartıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, kazada davalının %75 oranında kusurlu, sigortalı araç hasarının ise 340.926.088 lira olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyada bulunan icra takip dosyasına göre, borçlu aleyhine girişilen İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2000/972 Esas sayılı icra takibine süresi içinde yetki itirazında bulunulmuş ve itiraz alacaklı vekili tarafından kabul edilerek takip dosyasının yetkili Torbalı İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesi istenmiştir. Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2000/580 esas sayılı dosyası da yürütülen takip için ise borçluya yeni bir ödeme emri gönderilmemiş ve doğal alacak herhangi bir itirazda söz konusu olmamıştır. Bu durumda yetkili Torbalı İcra Müdürlüğü'nde usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibinden söz etmek mümkün değildir ve bunun doğal sonucu olarak da mevcut olmayan bir icra takibi açısından itirazın iptali davası açılamayacağından mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da, takip konusu edilen alacak haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağı olması nedeniyle takip tarihinde likit bir alacak olmayıp, kusur ve hasar açısından bilirkişi incelemesini gerektirir ve bu nedenle yargılama sonucunda belirlenecek bir alacaktır. O halde icra inkar tazminatına karar verilmesi de mümkün olmamakla kararın bu nedenle dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy