(818 S. K m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 5.5.2000 tarih ve 1997/957 - 2000/466 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften satın aldığı ve kaba inşaat halinde teslim edilerek ince işleri tarafından yapılan konutun, 1994 yılı Şubat ayında, inşaatın dolgu alana yapılması ve gerekli tedbirlerin alınmaması yüzünden meydana gelen yer kayması sonucu yıkıldığını, yeniden yapılmasının mümkün olmadığını, ayrıca 1994 yılından itibaren üç sezon yazlıktan istifade edilemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 4.000.000.000.- TL. sının, birleşen davada ise bakiye 5.000.000.000.- TL. sının 4.7.1997 tarihli ihtardan itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilk inşaata başlandığı tarihlerde zemin etüdü yapılmasını zorunlu kılan bir düzenleme olmadığını, müvekkilinin meydana gelen tabi afette bir kusurunun bulunmadığını, yeni konut alanı ürettiklerini; ancak Danıştay'ın bu imar planı değişikliğini iptal ettiğini, Danıştay'ın inceleme sonucunu beklemek gerektiğini, bu arada ayrılmak isteyene 1.500.000.000.-TL. ödeme yapılamamasının kararlaştırıldığını savunarak davanın ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davalının yer seçiminde ve inşaatların yapılmasında gerekli özen ve dikkati göstermediği için kusurunun bulunduğu toplam zararın 6.039.942.000.-TL. tuttuğu gerekçesiyle, davada 4.000.000.000.-TL. sının, birleşen davada ise 2.039.942.000.-TL. sının 21.7.1997 temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
1 ) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 ) Dava, davacı üyeye kooperatifçe tahsis ve teslim edilen yazlık konutun, inşa edildiği bozuk zeminde meydana gelen yer kayması yüzünden kullanılamaz hale gelmesi ve üyeye verecek başka konut bulunmaması sonucu yoksun kalınan taşınmaz yerine kaim olacak şekilde tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, tahsis edilen taşınmazın, dava tarihi itibarıyla benzer taşınmazlara göre taşıdığı rayiç değer bulunarak tahsiline karar verilmiştir.
Davacının, dava tarihi itibarıyla hak ettiği tazminat belirlenirken, bilirkişi raporuyla tespit edilen eksik aidat ödemelerinin ve dava öncesinde bu zararın giderilmesi kapsamında davacıya yapılan ödemelerin gerçek değerinin dava tarihine taşınarak güncelleştirilmesi, yapılacak bu eskalasyon işlemi sonucunda bulunacak miktarın konutun rayiç değerinden düşülerek tazminat miktarının saptanması gerekmektedir.
Davacıya sigortaca yapılan ödemenin güncelleştirmesi yapılırken, davalının eskalasyon yöntemi olarak, faiz yürütülmesi isteğini benimsediği de nazara alınmalı ve güncelleştirmede savunma ile getirilen sınır aşılmamalıdır. Mahkemece, tazminat hesabı yapılırken açıklanan esaslara riayet edilmesi gerekirken, salt konutun dava tarihindeki rayiç değeri tespit edilerek, bulunan bu rakamdan, davacıya uğradığı zarardan dolayı davadan önce sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin aynen düşülmesi suretiyle bulunan rakamın tahsiline karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3 ) Diğer taraftan, olay nedeniyle davacının yazlık konutu kaba inşaatı belirtilerek kooperatifçe teslim edildikten ve davacı tarafından ince işleri yaptırıldıktan sonra kullanılmaz hale gelmiştir. Yani o taşınmaz için yapılan masraflar parasal bir değere dönüşme imkanı kalmaksızın yitip gitmiştir. Davacı açtığı bu dava sonucu önceki bentte açıklanan ölçüler içerisinde zararını giderebilecek; ancak davacıya verilecek bu tazminat, kooperatifçe kooperatif üyelerine yansıtılacak ve davalı kooperatif üyeleri, davacıya verilecek tazminatı paylaşarak ödemek zorunda kalacaklardır. Bu durumda davalının da bu zararın paylaşılmasına ortak edilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece dava tarihi itibarıyla kooperatif ortak sayısı, nazara alınarak, bu zarar nedeniyle davacı payına düşmesi gereken miktarın saptanması ve belirlenen bu miktarın ikinci bent uyarınca hesaplanacak tazminat tutarından düşülerek bakiyesinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy