(1086 S. K. m. 45)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.12.2000 tarih ve 2000/754-2000/1093 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları aracın içinde yolcu iken müvekkilinden küçük …….’ün, durakta araçtan inerken aracın, hareketi sonucu düşünerek ayağının yaralandığını, aynı mahkemede daha önce maddi ve manevi tazminata ilişkin kısmi dava açtıklarını ve halen derdest olduğunu açılan o davadan sonra bir çok tedavi masrafı yapıldığını ve halen de yapılmakta olduğunu, ameliyat sonrası iyileşmeyip, tekrar ameliyata girmesi gerektiğini, ilk dava açılırken sabit eser ve iş görmezlik durumu henüz ortaya çıkmadığından, gelişen maddi ve manevi zararlar nedeniyle şimdilik 10 milyar lira manevi, 7.5 milyar lira maddi tazminat talep ettiklerini ileri sürerek, bu miktarın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ….. A.Ş. vekili, ilk davanın mevcut aşaması itibariyle iş bu ek davada davacıların hukuki yaranının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, ilk davanın derdest olduğunu, bu dava için bekletici mesele yapılaması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda ilk davanın henüz delil toplama aşamasında olduğu dolayısıyla maddi tazminat yönünden fazla hakkının bulunup bulunmadığının henüz tespit edilmediği, davacılardan …..’ün sonradan ikinci kez tedavi ve ameliyatlarının yapılması halinde manevi tazminatın bölünmezliği prensibinden ayrılmak gerekir ise de, dosyadaki belgelerden bu durumun mevcut olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, iş bu davanın derdestlik yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Kısmi dava devam ederken ek dava açılabilir. Ek dava aynı yer mahkemesinde açıldığına göre HUMK’nun 45/1. maddesi uyarınca, davalar arasında bağlantı da bulunduğu gözetilip, istek üzerine veya resen mahkemece, birleştirme kararı verilerek davalar birlikte görülmelidir. Somut olayda, mükerrer bir istek durumu bulunmayıp, maddi tazminata ilişkin bir hakkın muhtelif bölümlerinin ayrı ayrı iki dava ile ileri sürülüp, istenmesi söz konusudur. Bu nedenle, mahkemenin kabulünün aksine, derdestlik durumu bulunmamaktadır. Kaldı ki, ilk itirazlar süresinde de değildir.
O halde, mahkemece, sonradan açılan iş bu davanın ilk açılan asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmek ve her iki dava birlikte görülmek gerekirken, yazılı gerekçelerle maddi tazminat talebine ilişkin davanın da reddi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazların REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, 3.240.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 17.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)