(1086 S. K. m. 74) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.11.2000 tarih ve 1999/1177-2000/1317 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin sadece aşı satan bir firma olduğunu, davalı ile aralarında imzalanan 19.4.1999 tarihli taşıma sözleşmesi uyarınca müvekkili firma aşılarının Türkiye genelinde davalı tarafından dağıtımı konusunda anlaşmaya varıldığını, bu sözleşmeye göre sevkiyatı talep edilen aşıların ( 24 ) saatte teslim edilmesi gerektiği yönünde şart bulunduğunu, buna rağmen davalının kendisine 15.7.1999 tarihinde teslim edilen aşıları alıcısına 19.7.1999 tarihinde teslim etmeye kalkışması nedeni ile aşıların alıcısınca kabul edilmediğini, 20.7.1999'da müvekkiline iade edilen aşıların tekrar kullanılmasının mümkün bulunmaması nedeniyle stoklardan çıkartıldığını ileri sürerek ( 4.834.669.207 ) liranın aylık %12 ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevabında, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, taşıması üstlenilen kargonun müvekkili şirketin iç organizasyonu gereği belirlenen teslim sürelerinde tesliminin üstlenildiğini, davacıdan tahsil edilen taşıma ücretine karşılık bu paranın çok çok üzerinde bir maliyetle hizmet verildiğini, taşınacak kolinin müvekkili şirket elemanlarına teslimi esnasında koli içerisinde aşı bulunduğunun beyan edilmediğini, davacının malı geri almasından sonra geçerli bir tespit yaptırmadığını davacının talep ettiği aylık %12 faizinde yasal dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalının TTK.nun 762. maddesinde düzenlenen şekilde taşıyıcı konumunda bulunduğu, davacı şirketin bizzat ünvanında Serum ve Aşı kelimelerinin yer aldığı ve serum-aşı ticareti ile uğraştığının açık olduğu, sevk irsaliyesi üzerinde taşınanın aşı olduğunun belirtilmemesinin noksanlık olmadığı, taraflar arasında imzalanan 19.4.1999 günlü sözleşmenin davalı şirket yetkilisince imzalanmadığı savunmasının, sözleşmenin şirket kaşesi üzerinde imza bulunması ve davacı firmanın da soğuk hava zinciri ile taşınması gereken malların ticaretini yaptığı göz önüne alındığında geçerli bir sözleşmeye dayanmadan taşıma işine girişmeyeceğinin kabulünün gerektiği, dolayısıyla sözleşmenin geçerli olduğu, anılan sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalıya teslim edilen aşıların 24 saat içerisinde alıcısına ulaştırılmasının gerekip, ulaştırılamaması halinde doğan zarardan davalının sorumlu olacağı, davalının kurtuluş kanıtı getiremediği, doğan zararın malın cins ve miktarı nazara alındığında hiç kullanılamaz halde olduğunun kabulünün gerektiği, davacının davalıya gönderdiği faturada aylık %12 vade farkı uygulanacağını belirtmiş olmasına ve davalının buna TTK.nun 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük süreden sonra itiraz etmiş olmasına nazaran davanın kabulü ile ( 4.834.669.207 ) lira tazminatın temerrüt tarihi olan 21.8.1999 tarihinden itibaren aylık %12 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davada istem davalı tarafından taşıması üstlenilen aşıların alıcısına zamanında ulaştırılamaması nedeniyle oluşan zararın tazminine yönelik olup, talep vade farkından doğan alacağı içermemektedir. Buna rağmen mahkemece, HUMK.nun 74. maddesine aykırı biçimde ve talep aşılmak suretiyle davacı tarafından gönderilen 28.7.1999 tarihli faturada yer alan son ödeme tarihini geçen ödemelerden aylık %12 vade farkı alınacağına dair kayda dayanılarak alacağa bu oranda temerrüt faizi uygulanması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağın 3095 sayılı yasanın 2/3. maddesi uyarınca reeskont oranında ( 4489 sayılı yasa ile yapılan değişiklik dikkate alınarak 1.1.2000 tarihinden itibaren avans oranında )temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.9.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy