(6762 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.11.2000 tarih ve 1998/1308 - 2000/581 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tescilli "Avşarlar" markası ile piyasada maruf ve meşhur olduğunu, ürettiği kuruyemiş emtiasına ait ambalajlarını davalının taklit ederek ürünlerinde kullandığını ileri sürerek, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesini, 5.000.000.000.- TL. maddi ve 2.500.000.000.- TL. manevi ödencinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait tescilli markası ile ürettiği emtialarda kullandığı özgün renk, dizayn ve şekil içeren ambalajı davalının taklit ederek kendi ürünlerinde kullandığı, ancak, bu kullanım nedeniyle davacının satışlarında düşme olmadığı, tam aksine yüksek oranda artış olduğu, manevi ödence takdiri için de ağır kusur koşulunun bulunmadığı gerekçesiyle, haksız rekabetin tespit ve önlenmesine ilişkin istemin kabulüne, maddi ve manevi ödence isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemi ile ilgilidir. Mahkemece, haksız rekabetin men'ine, davacının haksız rekabet nedeniyle zarara uğramadığı, BK.nun 49. maddesinde belirtilen manevi tazminat için ağır kusur koşulunun bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Davacı ve davalı ayrı ayrı işletmelerinde kuruyemiş üretim ve pazarlaması ile uğraşmaktadır. Davalının ürünlerinde kullandığı ambalajların davacıya ait ambalajlar ile ayniyet arzettiği benimsenerek haksız rekabetin varlığı kabul edilmiştir. Her iki ürünün benzer ambalajlar ile pazarlanması tüketiciler açısından ürünlerin aynı şirkete ait olduğu kanısını uyandırması mümkün olmasına göre, varlığı belirlenen haksız rekabet sonucu davacının Pazar kaybına uğradığı da doğaldır. Ancak, buna rağmen davacının ürünlerinin satışında artış olması, haksız rekabet sonucu davacının zarar görmediği sonucunu doğurmaz. O halde, burada tazminat hesabına esas alınması gereken kıstas, TTK.nın 58. maddesinin (e) bendinden sonra gelen cümlesinde belirtildiği gibi, "haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen yararın karşılığı" da olabilir. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye uygun olarak davacının maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle maddi tazminat isteminin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, TTK.nun 58. maddesinde haksız rekabet sonucu istenebilecek manevi tazminatın BK.nun 49. maddesindeki düzenlemeye atıf yapılarak ağır kusura bağlanması da mümkün değildir. Zira, davalının basiretli bir tacir gibi davranması zorunluluğunun doğal sonucu, ticari yararın zarara uğratılmaması veya böyle bir tehlikeye maruz kalmayı önleyici davranışları da gerektirir. Aksi davranış manevi tazminat istemine de haklılık kazandırır. Kaldı ki, anılan maddedeki kusurun ağır kusur olması gerektiği unsuru da kaldırılmıştır. Mahkemece, davalının haksız rekabeti sonucu davacıya uygun bir manevi tazminatında karar verilmesi gerektirmesine rağmen, karşı gerekçeyle bu istemin de reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.3.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy