(6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 432, 434, 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eyüp Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.12.2000 tarih ve 1998/411-2000/845 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından yapılan kazı çalışmaları sırasında müvekkiline ait kablonun koparılmak suretiyle zarara uğratıldığını ileri sürerek 804.046.851 liranın 10.7.1997 olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, inşaat sahasının Işık Sigorta tarafından sigortalandığını bu nedenle davanın bu sigorta şirketine ihbarını talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile 803.848.942 liranın hasar tarihi 10.7.1997 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya ait tesislere davalı şirkete ait aracın verdiği zararın giderimi isteminden ibarettir. Davacı tacir olup, TTK.nun 3. maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve kaldı ki davalının da tacir olmasına ve ayrıca 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesinin 2. fıkrasında, 4489 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranına göre istenebileceği belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK 438/7. maddesi hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; HUMK.434/2. maddesi hükmüne göre, temyiz isteği harca tabi ise temyiz, harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Davalı vekilinin dilekçesi13.4.2001 tarihinde hakim tarafından havale edilmekle birlikte, dilekçenin harcı yatırılmadığı gibi temyiz defterine de kaydı yapılmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK. 432/4. madde uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yer alan yasal faizi ile ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 2/2 .fıkrası uyarınca Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiz oranı ile ibaresinin konulmasına ,hükmün düzeltilen işbu şekli ile ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.432/4.madde uyarınca reddine, alınmadığı anlaşılan 3.240.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy