(1086 S. K. m. 275) (2004 S. K. m. 67, 69)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.1.2001 tarih ve 2000/579-2001/61 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kooperatife üyeliğinden doğan borçlarını ödemediğini ve açılan takibe de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davalının davacıya takip tarihi itibarıyla 1.287.500.000 TL borçlu olduğu gerekçesiyle bu miktara ilişkin olarak takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacak miktarı 950.000.000 TL'ye takip tarihinden itibaren aylık %15 gecikme faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine 515.000.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkemece 16.11.2000 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, dava davalı ortağın davacı kooperatife olan aidat borcunun tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, söz konusu takipte 2000 yılına ait 5 aylık aidat ve bunun birikmiş faizlerinin talep edilmesine karşın hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda davalının 1999 yılına ait borçlarının da hesaplamaya dahil edilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, kooperatif genel kurullarında alınan kararlarda gözetilmek suretiyle davalı ortağın borç miktarının belirlenmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy