(1086 S. K. m. 45/1, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen tarih 05.02.2001 ve 1998/880 - 2001/121 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile ihtar olunan Karayolları Gn.Md. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının yol yapım çalışmaları sırasında, 13.11.1997 tarihinde müvekkilinin yer altı kablolarına hasar verdikten ve bu hasar giderildikten sonra, 18.11.1997 ve 11.01.1998 tarihlerinde aynı kablo güzergahının değişik noktalarına davalının tekrar hasar verdiğini ileri sürerek sonraki iki hasar ilişkin 109.441.473 lira ve 103.040.550 lira tazminatın faizleriyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ilk hasara ilişkin açılan diğer davanın birleştirilmesini, ihale makamı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün, davacıyı uyardığını, dolayısıyla davacının uyarıldığı ve ilk hasarı bildiği halde, önlem almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile ihbar olunan Karayolları Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekili, yanıt dilekçesinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptığı 05.10.2000 havale tarihli itiraz dilekçesinde, davacı tarafın müterafik kusurlu olduğuna ilişkin esaslı, sonuca etkili noktalarda savunma yapmış, aynı güzergahta ve kısa bir zaman önceki 13.11.1997 tarihli hasar olayına ilişkin müvekkili aleyhine Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1998/468 esas sayılı dosyasına davacının açtığı ilk davanın yargılaması sırasında dinlenilen davacı tanıklarının dahi davacının müterafik kusurlu olduğunun kabulünü gerektirecek beyanlarda bulunduklarını ileri sürmüş, bağlantı nedeniyle birleştirme kararı verilmesini talep etmiştir.
Oysa, mahkemece davacının müterafik kusurlu olup olmadığı noktasında bilirkişiden ek rapor alınmadığı gibi, raporun yeterli görülme nedenleri de gerekçede açıklanmamış, bu noktada bir tartışma ortaya konmamıştır. Birleştirme talebine ilişkin olarak o mahkemeden, birleştirme konusunda görüş istenmiş, olumsuz görüş gelmesi üzerine de birleştirme kararı verilmemiştir.
Y.İ.B.B.G.K.nun 14.02.1992 tarih ve 1991/3 Esas, 1999/2 Karar sayılı kararında, bir yargı çevresinde aynı düzeyde bulunan birden fazla mahkemenin, davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılacağı belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının müterafik kusurlu olup olmadığı noktasındaki davalı savunma ve itirazlarını değerlendirmeye alan ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınmak, H.U.M.K.nun 45/1. maddesi uyarınca birleştirme kararı verilerek, yargılama yapılmak, o davanın yargılaması bitmiş ve karar kesinleşmiş ise, o davadaki deliller değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bilirkişinin çekişme noktalarını aydınlığa kavuşturmayan raporu, hükme esas alınmak suretiyle eksik inceleme ile davalının tam kusurlu kabulü, bozmayı gerektirmiştir.
2-İhbar olunan Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 3. kişi ihbar eden tarafın temsilcisi olduğundan, hüküm ancak H.U.M.K.nun 57. maddesi uyarınca ihbar eden taraf hakkında verilir. Dolayısıyla ihbar olunan 3. kişi, ihbar edenin adına, onun temsilcisi olarak, hükmü temyiz edebilir, kendi adına temyiz edemez. Ancak, aynı madde hükmüne aykırı olarak ihbar olunan hakkında da hüküm verilmişse, ihbar olunan, hükmün kendisine ilişkin bölümünü kendi adına temyiz edebilir.
Bu durumda mahkemece, sadece ihbar eden davalı hakkında hüküm tesis edilmiş olmasına, mümeyyiz tarafın asli müdahale sıfatıyla da yargılamaya katılmamış bulunmasına, mümeyyiz tarafın hükmü kendisi bakımından ve kendisi adına temyiz etmiş olmasına, 01.03.1990 gün ve 3/4 Sayılı Y.İ.B.Kararı uyarınca, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine karar verilmediği hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilmesinin mümkün bulunmasına göre, mümeyyiz vekilinin temyiz isteminin H.U.M.K.nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenle ihbar olunan Karayolları Genel müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin reddine, 3.240.000lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden ihbar olunan davalı Karayolları Gen.Müdürlüğü'nden alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı AS-KA A.Ş.ye iadesine, 24.09.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy