(6762 S. K. m. 3) (3095 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 94)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.02.2001 tarih ve 1998/1412 - 2001/108 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin atık su borusu döşeme işlemi sırasında müvekkiline ait kablolara zarar verdiğini ileri sürerek, 742.648.525.-TL.nın her bir hasar için ayrı ayrı olay tarihleri itibariyle %80 reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın yaptığı çalışma sırasında davacı şirkete ait tesislere zarar verildiği, taraflar arasında bir sözleşme olmaması ve olayın haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle davacının yasal faiz isteyebileceği gerekçesiyle, 357.043.075.-TL.nın davacıya ödenmesi nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, bakiye alacağın belirtilen tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya ait tesislere davalı şirket tarafından verilen zararın giderimi isteminden ibarettir. Davacı tacir olup, TTK.nun 3 ncü maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve kaldı ki davalının da tacir olmasına ve ayrıca 15.12.1999 gün ve 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 nci maddesinde; "arada sözleşme olmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avanslar için uygulanan faiz oranına göre istenebileceği" belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi avans faiz oranına hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, bu nedenle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, davacı vekili toplam 742.648.525.-TL.nın tahsilini istemiştir. Davalı taraf, yargılama sırasında kısmi ödemede bulunmuştur. Davalı şirket, her ne kadar yargılama sırasında kısmi ödemede bulunmuş ise de, kabul ettiği bu bedel nedeniyle dava açılmasına sebebiyet verdiğinden, HUMK.nun 94 ncü maddesi uyarınca ödenen bedel üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy