(1086 S. K. m. 275) (Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 35, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesince verilen 20.10.2000 tarih ve 1998/2382 2000/958 sayılı kararınca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Yugoslavya'da 1988 yılından bu yana tescilli olan ve kilit üreticileri ile tüketicileri arasında tanınmış olan ancak Türk standartlarına uygun olmadığı için müşteri kitlesinin Türk tüketicileri olmayan ... markasını davalının, 1996 yılında Türkiye'de adına tescil ettirdiğini, müvekkillerinin davalıdan önce Türkiye'de bu markayı yabancı tüketicilere tanıttığını, dolayısıyla davalının bunu bile bile yaptırdığı tescilinin, kötüniyetli başvuruya dayandığını, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35/1 nci maddesinde öngörülen itirazın kötüniyetli başvuruya karşı yapılabildiğini ileri sürerek, davalı adına yapılan marka tescilinin de aynı nedenle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, hükümsüzlük davasını 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 ncü maddesine göre tescilden zarar görenlerin açabileceği, oysa davacıların marka sahibinden izin almadan markayı taklit eden durumunda oldukları, dava konusu markanın Paris Sözleşmesinden yararlanan yabancı firmaya ait olduğunu, Türkiye'de ki ilgili yabancı tüketici çevresinin bildiği, davacıların ilk tanıtan taraf olmadığı gerekçeleriyle, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığından, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 3.240.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 09.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy